PARALEL DEVLET DEĞİLİZ…

images

17 aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra kamuoyunda tartışmaya açılan cemaatin paralel devlet yapılanması üzerine gözler epistemik öküz cemaati liderine de çevrilmişti. uzun süren sessizliği hakkındaki spekülasyonları sonlandırmak için bozan öküz,  serengeti haber ajansına aşağıdaki açıklamayı göndermiştir:

“epistemik öküz cemaati olarak değil tc tanzanya veya herhangi biri, yeryüzündeki hiç bir devletin içinde paralel dik yamuk yada teğet bir yapılanmamız yoktur niyetimiz de yoktur. spekülasyonlar gerçek dışıdır gözaltında olduğum da doğru değildir serengetideyim az önce akşam samanımı yedim geviş getirip aslan belgeseli seyrediyorum samanyolu televizyasında.inanmayan atlar gelir bakar. üstelik epistemik öküz cemaati her türlü sınıflı sömürülü yapıların gereksizliğine inanır buna devlet de dahil. bu bağlamda bütün devletler tıpkı sırtlan aslan timsahlar gibi düşmanımızdır ve ortadan kaldırılana kadar gün yüzü görmeyeceğimiz ortadadır.kamuoyuna tüm insanlığa ve hayvanlığa duyurulur”

epistemik öküz cemaati lideri marxist öküz

toplu mezara gömülen insanlık…

mezar taşı
POLİTİKA- resimde gördüğünüz bir insanın mezar taşı. insancıl olana yabancı kalamamış doktor hikmet kıvılcımlı’nın mezar taşı üstelik. bloğumuzun sloganı “hayvani olan hiç bir şey bana yabancı değildir” biliyorsunuz. “hayvani” ifadesi bilinçlerinizdeki negatif anlamda kullanılmadı elbette. yabani olanın, barbar kültürün, doğal hayatın güzellemesidir bu elbette. hayatı boyunca insani hiç bir probleme yabancı kalmamış doktor hikmet gibi bir münevver, aydın,entelektüel daha gördünüz mü ki mezar taşına bile bu güçlü ifadeyi nakışlasın? “beyin iğfal şebekeleri”ne dönmüş kapitalizm kültürü, sizde insani olan ne bırakmış hiç düşündünüz mü? birbirinizi ezip sömürmek, nalıncı keseri gibi “hep bana hep bana” yaparak, insanlığınıza bir odun gibi kıymak dışında ne yaparsınız siz ey insan sürüleri? elinizdeki keserin sapı da odundandır bilesiniz. her biriniz bir oduna dönüşmüşsünüz bu yabancılaşmışlığınızla hepsi bu. ne insani olanla ne de doğal olanla bir yakınlaşmanız kalmamış. milliyet peşine düşmüş kafatasçılığınızla solcu geçinir, eşitlik özgürlük naraları atar olmuşsunuz parti binalarınızda. çıktığınız kürsüler de odundan üstelik, üstüne bastığınız parke zemin de, oturduğunuz sandalye de. doğal olana nalıncı keserini vurduğunuzda, onu istediğiniz şekle soktuğunuzda sizin emrinize girecek köleler mi sanıyorsunuz? insan aklı bu kadar mı tutulmuş düşünsenize? boş bir levha olan zihninizi bu kadar kirletmenizi gerektirecek ne veriyorlar size karşılığında efendileriniz? saf akıl vicdansız katil sürülerine hangi çıkar uğruna dönüşüyor? iktidarlarınızın ideolojileri nasıl bu kadar kolay ikna ediyor siz “akıllı” insan sürülerini? hani bir öküzdük? hani medeniyetler kuran, kızıldenizi yaran sizdiniz? hepiniz firavunun piramidine taş taşıyan köleler gibisiniz ve biz serengeti öküz sürüleri sizden utanıyoruz doğanın “öteki canlıları” olarak. bu utançla boynuzlarımızda dünyayı değil, dünyanın sorunlarını taşıyoruz. mezar taşınıza kadar taşıyabileceğiniz bir hayaliniz, ütopyanız, idealiniz, umudunuz, fikriniz yok ise eğer, taşsız bir toplu mezara gömülmeyi hak ediyorsunuz demektir…

GRİ KÖRLEŞTİRİR GRİ KÖLELEŞTİRİR…*

Bir insan çıkmış oturduğu mahallenin merdivenini boyamış, bir insan sürüsü çıkmış üzerini boyamış. Birincisi gökkuşağının rengine ikincisi griye..serengeti bozkırlarında yayılırken duyduk haberi kafamızı kaldırıp baktık etrafta gri olan tek şey devlet. Doğada gri renkli bir nesne bir ot yada başka bir şey bulmanız zordur en fazla taş kaya olabilir. Siz insan sürülerinin doğaya rağmen ürettiği iktidar olgusu- ki doğada sizin anladığınız anlamda bir iktidar da yoktur kutsal öküz saolsun- ve bu olgunun cisimleşmiş halidir gri renkli devletiniz. Bütün devletler gridir ve bütün devletler katildir çünkü varlıklarını borçlu oldukları sınıfa karşı diyet ödemek zorundadır. Bugün Suriye halkını çoluk çocuk demeden öldürmek için gün sayan ab devleti de gridir çok renkli bayrağına rağmen, kendi halkını öldürmek kendisi için iptidai bir hal almış tc de gridir. Sadece boya değildir mesele anlamadınız mı hala? Gri aslında renksizliğin körlüğün rengidir, gri kördür çünkü gökkuşağı renklerinin üstünü örter, haddini bilmez bir renktir gri örtmeyi kapamayı marifet zanneder. Siyah da örter ama siyah içine çeker, siyah bütün renkleri kapsar bütün renkleri içinde barındırır ama gri öyle değildir bir tür maskedir gri katil, kanemici, tecavüzcü, şiddet bağımlısı özelliklerini örtmek için kullandığı iktidarların. “yaradılanı yaradandan ötürü sevenler”in yaradılan renklere tahammülü olmamasının en basit açıklaması işte bu körleşmedir. İnsanoğlu artık marcuse’nin tek boyutlu ilan ettiği aklıyla vicdanıyla iradesiyle modernizmin ve onun ideolojinin kölesi olmuştur ve bu kölelik onu körleştirmiştir. İnsan sürüleri öylesine ideolojik kamplaşmalara ayrılmıştır ki kıldan tüyden medet umanlar, sokakta polislerce dövülerek öldürülen gençlerin katillerini alkışlayanlar “kahrolsun demokrasi” diye sokağa çıkanlar, sokağa çıkmamak için kendisinin yarısını evde zor tutup balkondan aşağıya yarı beline kadar sarkanlar, barış gününde yerde resim yapanların afişlerinin üzerine basıp kirleten ve sanata saygısızlığını gözünü kırpmadan gösterenler…öylesine irrasyonel öylesine körleştirici ve yabancılaştırıcı ki olup biten her şey. Biz öküz sürüleri modern akıl akıl değildir size bu teknolojiyi bilimi ideolojiyi bildiğin pazarlıyorlar kafanıza zorla kaktırıp sizi körleştiriyorlar ve aynı zamanda emeğinize ürettiğinize el koyup sizi köleleştiriyorlar derken dalga geçiyorsunuz. Bizatihi bu “dalga geçiş” bile sizin kendinize yabancılaşmanızın bir ürünü ey insan sürüleri. Bu bir sömürü düzeni ve sadece emeğinizi değil insani olan ne varsa sömürülerinin aracı yapıyorlar. Bakın bir öküz olarak insani diyorum size, insani olan size neden bu kadar yabancılaşıyor neden buna izin vermekte bu kadar gönüllüsünüz anlaşılır gibi değil. Topkapı mezarlığında bir mezar taşı var büyük bir devrimcinin mezar taşı orada ne yazıyor biliyor musunuz “insanım ve insani olan bana yabancı değildir” ölmüş haliyle bile sizi uyandırmaya bilinçlendirmeye çalışan bir devrimci komünist mezar taşına böyle yazmış. Onbin senelik medeniyetiniz sizleri köleleştirip körleştirmiş ve ruhunuzu teslim almıştır. Artık siz insan değilsiniz ancak hayvan da değilsiniz çünkü bu medeniyeti hayvanlar bu hale getirmedi aksine siz bu hale gelirken etini sütünü derisini afedersin tezeğini bile verdi canını verdi sizin için ama siz ne yaptınız kapitalizme teslim olmuş ruhlarınızla iktidarların kölesi oldunuz. Şimdi bu gri renkli duvarları yıkmanın zamanıdır şimdi bu gri renkli devletleri ortadan kaldırmanın zamanıdır sadece merdiven boyayarak doğayı ve insanlığı özgürleştiremezsiniz, zihinlerinizi, bilinçlerinizi gökkuşağının tüm renklerine boyayın boyayın ki özgür gelecek, bu çok renklilik içinde ortaya çıksın insan sürüleri hayvan sürüleri özgürleşsin. İktidarlara karşı verdiğiniz mücadeleyi kendi iktidarlarınız yaratmak için heba etmeyin tüm iktidarları yıkın iktidar fikrini yıkın, komünleşin ortaklaşmacı kültürü yaşatın birbirinizi boyayın ama griye değil çünkü griye boyayanlar sizin efendiniz olmak için uğraşıyor efendisiz bir dünya, içinde gri rengin olmadığı bir dünya mümkün. Güneşe bakın anlarsınız…

* haftalık Gelecek Gazetesi marxist öküz köşe yazısıdır…

gezideki ağaç gölgesi

diren-gezi-parki (1)

 

insan türünün en değerli üyeleri muhterem gezi direnişi emekçileri; sizlere bu yazıyı serengeti bozkırlarında az sayıda kalan ağaçlardan birinin gölgesinde öğle saati geviş getirme molası anında yazıyorum. malumunuz etrafımız aslandı timsahtı çakaldı sırtlandı bilimum düşmanla çevrili iken geviş getirmeye pek fazla zaman ayıramıyoruz ilk fırsatta sizlere bu kısa mesajımı iletmek için toynaklarımı hazırlayıp pc başına oturdum. ey insanoğlu kapitalizm gölgesini satamayacağı ağacı kesermiş sdpli dostlar da kestirmeyiz yazmışlar duvara…isterseniz öncelikli olarak doğanın diyalektiğinden başlayalım, siz insan sürüleri doğayla eşit olmayan bir savaşa giriştiniz adına medeniyet dediniz uygarlık adına size ait olmayan toprakları işgal edip ağaçları kestiniz doğal kaynakları hammadde yaptınız her şeyi kafalarınız gibi betona çevirmeyi medeniyet diye herkese pazarladınız elbette bu hepinizin suçu değil pre-kapitalist dönemlerden başlayan bu eşitsiz mücadele insanlığın ve hayvan medeniyetlerinin en büyük düşmanı olan olan kanemici kapitalist düzenle birlikte ayyuka çıktı ve şimdilerde başına post eklediğiniz bu düzeniniz aslında siz insanlara emeğinize ve doğaya yabancılaşma içinde sürüp gitmekte. anadolu toprakları özelinde yıllarca kürdistan topraklarında ormanları yaktığınız doğayı tahrip ettiniz insanları göçe hayvanları ölüme zorladınız yetmedi karadeniz gibi yeşil rengin her tonunun olduğu topraklarda hes adı altında gereksiz enerji yatırımları adına onbinlerce ağacı kestiniz onların gölgesine ihtiyacı olan hayvan habitatını ve yerli halkları düşünmeden ve en sonunda kapitalizmin kesecek ağacı kalmayınca şehrin göbeğindeki 3tane ağaca gözünü dikti ve siz ancak burnunuzun dibindeki ağaçlar kesileceği zaman sesinizi çıkardınız. siz insan sürüleri kendinize birbirinize ve topluma doğaya o kadar yabancılaşmış yaşıyordunuz ki size dokunmayan yılan arkadaşlarımızın uzun ömürlü olması için elinizden geleni yaptınız. saolun varolun yılanlar doğanın bir parçası olarak sevdiğimiz hayvan türlerindendir ama burada mecazı kaçırmayın insan dostlarım…gezi direnişini epistemik öküz cemaati olarak selamlıyoruz ve insan türünün en hayırlısı t.adorno’nun sözünü dinlediğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederiz adorno “ironik provokasyon” tanımıyla kültür endüstrisine başkaldırının mümkün olduğunu ifade eder. horkheimer ile birlikte kaleme aldıkları “aydınlanmanın diyalektiği” adlı kitabı biz öküz sürülerinin vazgeçilmez başucu kitaplarındandır sizlere de salık veririz. gezi parkı sidik kokuyor olabilir gerekirse biz öküz sürüleri gelip ortalık yere sıçabiliriz sizin için tezeğimiz ünlüdür siz çok iyi bilirsiniz sizin için kanımızı da dökeriz o parka yeter ki ağaçları kestirmeyin dostlarım o ağaçların gölgesine bir insan yavrusunun da bir serçenin de bir öküzün de ihtiyacı olduğunu unutmayınız. iktidarlar gelir geçer o iktidar gider diğeri gelir siz iktidar olgusunu önce fikirlerinizden sonra sosyal siyasal düzeninizden uzaklaştırın yeter. iktidarsız bir gelecek kurmanın mümkün olduğunu unutmayın başınıza birilerini sandık denilen ağaçtan çıkacak hileli sonuçlara göre belirlemeyin biz o sandığa sıçmasını da biliriz oy niyetine siz de gidin bokla doldurun iktidar hırsından kudumuş insan sürülerine inat o sandıkları. iktidarsız bir doğa iktidarsız bir toplum mümkündür doğayla ve hayvanlarla barış içinde mutlu bir gelecek yaratabilecek zekaya inanca iradeye sahip olduğunuzu gezi direnişi sırasında kanıtladınız kürdistanda karadenizde istanbulun göbeğinde tarlabaşında sulukulede bu direnişi yayın yayın ki sizin için de bu yabancılaşmadan kurtuluşun reçetesi olan ekoloji mücadelesi bütün insanlığın ve hayvanlığın kurtuluşu olsun. gölgesinde birlikte geviş getireceğimiz günler yakındır yoldaşlar…direnişi sulandırmayın ve dünyanın her yerine yayın serengeti için de birşeyler yapmak isterseniz şu belgeselci dangalakları buradan uzaklaştırın malumunuz penguen belgeseli medyasının eline öküz sürüleri belgeseli malzemesi vermeyin ki bir dahaki direnişleri görmezden gelemesinler üç maymunu oynamaya kalkan medyanızı cezalandırın bizim tanıdığımız kadarıyla maymun hayvanı öyle bildiğini gördüğünü gizleyecek kişiliğe sahip değildir ancak siz yine de tedbiri elden bırakmayın ve şu belgeselci tayfasını serengetiden uzaklaştırın bok kokan gazeteleri almayın televizyonu kapatın çünkü oradan evlerinizi zihinlerinize zehir akıyor sizi zehirliyor aklınızı alıyor ve sizi kendinize ve bize yabancılaştırıyorlar…tüm epistemik öküz sürüsünün hepinize selamı var drogbaya iyi baksınlar diyorlar hemşericilik yapıyorlar biz biliyoruz ki direnişçi değerlerine ve kavgasna sahip çıkacaktır.ölen yoldaşlarınızı kutsal öküz kutsar, içeri düşen yoldaşlarınız için mektup yazın biz elimizden geleni yaparız serengetiden. kısacası vazgeçmeyin dostlar yoksa o gölgeyi size satarlar yada ağacı tepenize indirirler unutmayın…

serengeti epistemik öküz cemaati adına yalnız öküz…

behzat ç. bizi izliyor çevik de izlesin…

behzat-c-de-son-dort-bolum-3216526-606x330

1mayıs2013 günü ve devamında yaşanan polis teröründen sonra öküz cemaati olarak oturduk kendi aramızda geviş getire getire süreci değerlendiriyorduk nehir kenarında. o sırada televizyonda behzat ç. adındaki dizi dönüyordu ve dizideki televizyonda bizim serengeti gösteriliyor, behzat amirim de sakin sakin izliyordu. sonra bizim genç danalar hatırlattılar behzat ç. serengeti belgeseli dışında birşey izlemiyormuş tv de. evet dedim aklın yolu birdir. bu çevik kuvveti adam etmek için sürekli serengeti belgeseli izletmeyi başarırsak hepsi behzat ç. ve ekibi gibi olabilir, neden olmasın. düşündük taşındık fikir mantıklı geldi ve komün kararını sayın çevik kuvvet amirleri ve valiye anlatmaya kara verdik. her polis akşam eve gittiğinde karısıyla dizi yada maç izlemeyecek haftada en az 5 akşam belgesel izleyecek. çevik kuvvet toplanma merkezlerinde serengeti tv sürekli açık olacak. radyodan bile belgesel dinlenecek belgesel müzikleri albümleri 24 saat çalacak.belki bizim doğal hayatımızı izleyerek sıfat olarak öküzlükten kurtulup insanlara eylemcilere gençlere kadınlara çocuklara insan gibi davranmayı öğrenirler. behzat ç. gibi olabilirler…

1mayıs akşamı rastladım size…

1mayıs

taksim-bostancı sarı dolmuş hattı solculuğu  1 mayıs akşamı birbirine rastlayan hal hatır soran ve devamında mis sokak ve paralelindeki sokaklarda -kadıköyde de barlar sokağında elbette-  “memleketin hali ne olacak” geyik muhabbetleriyle sonlandırılacak sohbetler için taksim ve kadıköye doğru yola çıkma hazırlığı içinde…

taksim meydanını keçi yoluna çeviren dönüşüm projesi ortadayken, acaba solcularımız senede bir gün de olsa bari gidip meydanda çalışan işçileri görürüz diye bayram kutlamaya mı gidiyor. yoksa o işçileri görmeyi bile “gözü kesmeyen” solcu arkadaşlar kadıköy semalarına balon salmaya mı gidiyor…

işte dostlar yoldaşlar; taksim-bostancı sarı dolmuş hattı solculuğunun “durmuş aklı” bozuk saatten beter işliyor yine ve üstelik işçiyi sendikayı partiyi örgütü bu işlere alet ederek…

günlerdir her yeri ama her yeri o tasarımdan yoksun zevksiz sıradan ilanlarınızla kirlettiniz, topluma saygı duymadığınız gibi birbirinize de saygı duymuyor afiş üstüne ilan stiker yapıştırıyorsunuz…kaç allahın kulu solcu insan evladı ilanınızı görüp 1mayısta taksime yada kadıköye gitmeye karar verir siz söyleyin? ben o afişleri okuduktan sonra öküz cemaatinin bir ferdi olarak insan sürülerine karışmamam gerektiği sonucunu çıkartıyorum.çünkü siz insan sürüleri bu yaratıcılıktan uzak işlerinizle sıfat olarak öküzlüğü hak ediyorsunuz ey insanlar…

öküz kardeşiniz osmanbeyde oturur bilirsiniz…aylardır beyoğluna yürüyebilmek serengeti bozkırlarında koşturmaktan yada nehirden geçmekten-ki timsah dolu biliyorsunuz- daha zorken, nedir bu taksim inadı…iktidara yada yasağa karşı mı dediniz duyamadım? 40 metrelik inşaat çukurlarına bir insan yavrusu düşüp ölse siz mi kazanacaksınız bu alan kavgasını?

kadıköyde sen ben bizim oğlan kutlama yapacak insan sürülerine ise hiç sözüm yok…onlar “ayrık otu” olmayı zaten hep sevdiler…eşşeğin sevmediği ot burnunda bitermiş, biz öküzlerin de sevmediği “ot”lar bu sene kadıköy çimenlerinde yer alacakmış bildiğimiz iyi oldu yoksa ya midemiz bulanıyor ya başımız ağrıyor bu otları yediğimizde…

insan sürülerine tavsiyemiz önlerine atılan bu bir avuç otu samanı yememeleridir. işçi bayramını kutlamayın demiyoruz öküzler olarak, gidin tuzla tersanesinde dilovasında kutlayın işçiyi beyoğlunun kirli çukurlarına çekmeye çalışacağınıza siz işçinin ayağına gidin.senede bir gün de olsa işçi sizi her gün öldüğü terini akıttığı emeğini sattığı yaralandığı yorulduğu yerde görsün kötü mü olur?

evet 1 mayıs akşamı rastladım size sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca gözlerinize neden başınızı öne eğdiniz?

fuat edip baksinin unutulmaz eserinde dediği gibi 1mayıs akşamı başınızı öne eğerseniz bu durumdan utanmayacak mısınız?

insan türünün en mazlumu en ezileni en garibi…1mayıs işçi bayramın kutlu olsun…

epistemik öküz cemaati adına 1 öküz

kolektif eko-sosyalist dergi…

yoldaşlar sürümüzün değerli öküzleri aşağıdaki metin bir çağrı içeriyor ve bu çağrıya kulak vermek boynuzumuzun borcu hepsini tek tek tanıdığım ve sevdiğim bu insan sürüsünün çağrısı biz epistemik öküz cemaati için hayati önem taşıyor zira insan türünden yoldaşlar edinmenin siper yoldaşlığına kavgaya girmenin vakti gelmiştir.gazamız mübarek ola…

Pazar, 24 Mart 2013
ImageKOLEKTİF EKOSOSYALİST DERGİ 16, 17, 18. SAYILARI İÇİN ÇAĞRI

Oradaydık ve Şimdi Buradayız: Düşünceler, Anlamlar ve Pratikler

Yola çıkıyoruz.

Ekoloji mücadelesinin ne olduğu, ne yaptığı, nasıl yaptığı üzerine düşünerek, Kolektif Ekososyalist derginin önümüzdeki takip eden üç sayısını hazırlamak üzere yola çıkıyoruz. Niyetimiz, ekoloji mücadelesinin bileşenleri olarak; teoride ve pratikte mevcut durumumuzu ortaya çıkartmak.
Bu mevcudiyetin kapsamı içinde olduğunu düşündüğümüz tüm kişi ve kurumlarla bu sorgulamanın bir bileşeni olacak şekilde bir temas kurma, tartışma, deneyim paylaşma ve verili durumumuzu sorgulamak temel derdimiz. Ekoloji mücadelesinin çoğulluğunu kabul ederek; doğa, toplum, tarih algımız ile birlikte gündelik yaşamı örgütleme biçimimizin bilinir kılınması ve önceliklerimizi birbirimize karşı ortaya koymayı derginin önümüzdeki üç sayısının ana amaçları arasında görüyoruz. Bu doğrultuda mevcut durum tespiti çabası vesilesiyle, Türkiye’de ekoloji mücadelesinin tarihsel belleğinin anlamlandırılması ve yazılı hale getirilmesi süreçleriyle bu çalışmanın şekilleneceğini öngörüyoruz. Bu tarihsel belleğin, ortak hareket etme irademize, özgün çalışmalar yapmak için düşünsel ve pratik derinleşme niyetimize,  toplumsal, siyasal, felsefi sorgulama ve bu sorgulama üzerinden eyleme geçme fikrimize güçlü ipuçları sunmasını, bir dip dalgası olmasını umut ediyoruz. Bu tartışmaların aynı zamanda sürecin parçası olmak isteyenlere bir yol haritası da çıkartması niyetindeyiz. Bununla birlikte bir sorgulamanın ancak sorular sorarak ilerleyebileceğini düşünüyoruz.
Yaşadığımız, deneyimlediğimiz ve eylediğimiz yaşam üzerine sorular sormak, bu soruların neler olduğunu ve nasıl sorulduğunu ortaya çıkartmak da çağrısını yaptığımız bu sorgulamanın temel uğrağı. Bu sorular üzerinden ekoloji mücadelesinin düzeyini, yapılarını, kavramsal hatlarını, örgütlenme dilini, arzularını, değerlerini, özgürlük potansiyelini, toplumsal olanaklarını ve sınırlılıklarını tartışmanın muhataplarıyla ortaya koymayı, müşterek tüm politik olasılıklarımız için bir gereklilik olarak tanımlıyoruz. Bu heyecanımızla mücadelenin muhataplarıyla birlikte, mücadelenin hangi noktasında olduğumuzu anlamaya çalışmak ve gelecekte nasıl bir süreç örgütlenmesi gerektiğine dair bir yol haritası çıkartmak gerektiği üzerine sizleri düşünmeye ve bizimle birlikte sorular sormaya çağırıyoruz.

KOLEKTİF 16: EKOLOJİ MÜCADELESİNDE DÜŞÜNCELER (20 NİSAN 2013)

Bugün birlikte sorduğumuz birtakım sorularımız var. Dahası bu sorulara verilen teorik ve pratik bir takım yanıtlarımız da var. Bu yanıtların pratik olarak nasıl verildiği kadar sorduğumuz soruların sorulma biçimi ve sorularda kullanılan kavramların ortaklaştırılma tarzı da bir o kadar önem taşıyor. Bu anlamda ekoloji mücadelesinin felsefi kaynağı, düşünsel ve tarihsel kökeni; politik kökeni hangi siyasal eylem biçimlerinden beslenerek farklılaştığını veya oluştuğunu anlamak, bu politik kökler, düşünsel geleneklerin bugün bu hareketlerin var olduğu toplumsal pratikleri nasıl belirlediğini anlamaya çalışmak Kolektif Ekososyalist Dergi’nin bu sorgulamasının temel odaklarından ilki olan“Düşünceler” başlıklı 16. sayı içerisinde değerlendirilecek.
Kendinizi veya yapınızı nasıl tanımlarsınız? Neden? Kendinizi veya yapınızı tarihsel ve toplumsal bir gelenekle bağ kurarak mı tanımlarsınız, bu gelenekle, mücadelenizi tanımlama biçiminiz arasında nasıl bir ilişki var? 

Bu bağlamda, su, gıda, hava, toprak gibi canlı ve cansız yaşamının temel alanlarında politika yapan Türkiye’de pek çok yapı, kişi ve kurum olduğu varsayımıyla yola çıkıyoruz. Bu yapıların veya kişilerin kendini çevreci, yeşil, yaşam savunucusu, ekolojist, ekososyalist vb. gibi tanımlarla ifade ettiğini biliyoruz. Bu tanımlar kullanılırken bir felsefi, politik bir referansla mı kullanılıyor yoksa “gündelik” ve “yaygın” kullanım kalıplarıyla mı hareket ediliyor? Bu sorularla kendimizin ve ekoloji mücadelesinin katkı sunan tüm bileşenlerinin bir fotoğrafını ortaya çıkartmayı arzu ediyoruz.

Yasal anlamları bir yana bırakacak olursak, içinde bulunduğunuz çalışmanın örgütsel formunu nasıl ve neye göre tanımlarsınız? Neden? 

Ekoloji mücadelesi içindeki yapıların bugüne kadar kendilerini farklı isimlerde olduğu gibi farklı biçimlerde adlandırdığını ve anlamlandırdığını biliyoruz. Kimilerinin hareket, kimilerinin parti kimilerinin ise oluşum, kolektif,  platform, meclis gibi formlarla kendini açığa çıkarttığının bilincinde olarak bu formların tercih edilme sebeplerinin hangi politik tahayyüller ekseninde tanımlandığını sorunsallaştırmak istiyoruz. Ekolojik sorunların kısmi, küçük ölçekte ortaya çıkmış biçimlerinde soruna noktasal çözüm geliştirecek yapılar ortaya çıktığı gibi, ekolojik sorunlara sistemik yanıtlar üretmek amacıyla ortaya çıkan yapılar da mevcut. Bu bağlamda örgütsel yapının, ortaya çıkan veya tanımlanan ekolojik sorunla bağını nasıl ilişkilendirmek gerekir?  Bu vesileyle toplumsal hareket, siyasal hareket gibi kavramlarının nasıl anlaşıldığını da ortaya koyabilmeyi hedefliyoruz.

İçinde yer aldığınız yapı veya şahsi olarak siz, ekolojik sorunlara karşı mücadelenin amacının ne olması gerektiğini düşünüyorsunuz? Neden?

Yukarıdakilere ek olarak diğer yandan benzer alanlarda mücadele eden yapıların, sorunları kavramsallaştırmaları, sorunlara çözüm yolları da birbirinden farklılık gösteriyor. Bu yönüyle kendini tarihsel ve felsefi olarak adlandırdığı (çevreci, yeşil, ekolojist vs) ve biçimlendirdiği (hareket, parti, kolektif, platform vs)  yerden bu yapılar ve kişilerin,  ekoloji mücadelesinin amacını nasıl ortaya koyduğunu ortaya koymak bu bölümün bir diğer hedefi olacaktır.

Mücadelenin amacına dair verilen pek çok yanıt olabilir. Yine de önemli olan bu yanıtların altının doldurulabilmesi için gerekli araçların da sağlıklı bir biçimde tartışılması ihtiyacı olduğu fikrindeyiz.

Ekoloji mücadelesinin uygarlık fikri ne olmaldır?

Ekoloji mücadelesi içindeki kişi ve kurumların önceliklerini de bu anlamıyla ortaya koymaya çalışabiliriz. En genel haliyle, doğa varlıklarının korunması, doğaya uyumlu, parçası olduğumuz doğaya içkin bir yaşam biçiminin geliştirilmesi gibi amaçları benimseyen yapılar olduğu gibi, ekoloji mücadelesinin öncelikli olarak toplumsal eşitsizliklerden ortaya çıktığını düşünüp buna uygun amaçlar ortaya koyan yapılar da var. O halde burada sormamız gereken daha temel bir soru var: Ekolojik sorunların kökeninde en temelde hangi sorun(lar) var? Bu sorunlar insan uygarlığının doğayla ilişki kurmasından mı kaynaklanıyor, yoksa insan uygarlığının kendini örgütleme biçiminden mi doğmakta? Yahut bu iki soru arasında bir bağ kurmak, bütüncül cevaplar vermek mümkün müdür?

Ekoloji mücadelenizin demokratik bir yaşamla ilişkisini nasıl tanımlarsınız?

Ekoloji mücadelesinin amacı kadar bu mücadelenin kapsamı da bir o kadar önemli. Yola çıkarken sorduğumuz sorular arasında en önemlilerinden biri de ekoloji mücadelesi denilince bu mücadelenin kapsamına hangi soru ve sorun alanları girmekte olduğu. Bu soru ve sorun alanları arasında ilişkisellik nasıl tanımlanmakta? Örneğin bir kişi veya yapı için kentsel dönüşüm ve termik santral arasında çok önemli bir ilişki olabilir ve bu iki sorun tek bir ekolojik sorun olarak görülebilirken diğer yandan kimi yapılar için kentsel dönüşüm, iklim değişikliği gibi tüm dünyayı ilgilendiren sorunlar kadar insanların geçim derdi de ekolojik bir sorun olarak görülebilir. Mücadelenin kapsamı doğal olarak, ekoloji mücadelesinin amacının tepki hareketi olup olmadığını da ortaya koyacaktır. Zira kalkınmacı bakış açısının dayattığı sürekli büyüme arzusu çoğu kez kimsenin aklına ihtiyaç duymadan sadece önüne koyduğu işi yapmak üzere harekete geçer. Bu nedenle de kimseye bir şey sormadan işini yapmak ister. Peki ya kalkınmanın ötesinde bir hayat mümkün müdür? 

Bu nedenle ekoloji mücadelesi öncelikle bir demokrasi sorunuyla karşı karşıya kalır. Hiç hesap vermeyen bir yatırımcı, yaptığı işleri denetlenemeyen bir devlet ile karşı karşıya kalır. Ekoloji mücadelesi hangi amacı benimserse benimsesin, eninde sonunda hangi ölçek, hangi bakış açısına sahip olursa olsun, birlikte karar verme sorunuyla yüzleşmek zorunda kalır. Bu durum binlerce HES, yüzlerce termik, onlarca altın madeni projelerinde ve nükleer planlarında aynı biçimde işler. Bu durumda,  bir mücadelenin başarı şansı demokratik mekanizmaları hem kendi yapısı içinde hem de toplumsal çatışma zemininde nasıl kurduğuyla ilişkili midir?

Dahası ekolojik krizi derinleştiren yatırımlar karşısında insanları tedirgin eden şey gerçekte nedir? Yaşam kaynaklarının yok olması mı? Bu yaşam kaynakları ile ilişkilerinin kendilerine sorulmadan kesilmesi mi? İnsanların karar alma süreçlerine etkin olarak katılamamaları mı? Bu soruların içinde olan yanıtların biri veya hepsi doğru olabileceği gibi hiç birisi de doğru olmayabilir. Bir bölge için yaşam kaynaklarının ortadan kaldırılması sorun olurken bir başkası için öncelik geleceklerinin o bölgede yaşayan insanlara sorulmadan çiziliyor ve ekonomik-sosyal durumlarının gözetilmiyor olması olabilir.

Bu nedenle ekoloji mücadelesinin devletle ilişkisinin ne olması gerektiğine de bu sorun etrafında yanıt üretmek gerektiği fikriyle yola çıkıyoruz. Bu ilişkiyle birlikte demokrasinin, toplumun kendi yaşamı üzerinde etkin bir biçimde karar verme, aldığı kararları denetleme biçimi olduğu gözetilirse egemen siyasal tarzın karar alma süreçleri içinde ekoloji mücadelesine nasıl bir sorumluluk düşmektedir?  Demokrasi ile ekoloji mücadelesinin ilişkisini, bu sorular etrafında nasıl izah edebiliriz?

Ekoloji mücadelenizin kapitalizm algısını nasıl tanımlarsınız?

Her mücadelenin kapsamı, kavramlarıyla diyalog halinde kendi algı alanını oluşturur. O halde, verili toplumsal ilişkilerimizin cisimleştiği kapitalist yaşam içinde de ekoloji mücadelesini anlamaya ihtiyacımız var. Bu bağlamda, ekoloji mücadelesinin kapsamını belirlerken, ekoloji mücadelesinin de ne olduğu sorusunu kendimize sormalıyız? Mücadelenin kapsamı ile mücadele kavramının anlamını ortaya koyarken mücadelemizin varlık zeminleriyle içinde yaşadığımız sistem arasındaki bağı nasıl ortaya koyabililiriz? Bu anlamda,  ekoloji mücadelesi, kapitalizmi nasıl algılamaktadır? Özel mülkiyet –toplumsal/müşterek mülkiyet veya doğanın metalaştırılması sorununa mücadeleniz nasıl yaklaşır, yaklaşmalıdır?  Ekoloji mücadelelerinin şirketlerle ilişkisi ne olmalıdır?

KOLEKTİF 17: EKOLOJİ MÜCADELESİNDE ANLAMLAR (20 HAZİRAN 2013)

Yaşama anlam verme çabası ile mücadele etme istenci arasında sıkı bir bağ olduğunu kabul ediyoruz. Diğer yandan ise büyük bir çaresizlik kültünün egemenliği altında yaşamaya çalışıyoruz. Bu çaresizlik halesinin siyasal iki yönü var. Kolektif Ekososyalist Dergi’nin “Anlamlar” üstbaşlıklı 17. sayısında ortaya çıkarmaya çalıştığımız çaresizlik argümanının bir yönü şudur: “İnsan uygarlığı kendini var ettiği günden beri doğaya karşı kendi öz çıkarını savunmuştur. Bu nedenle, hangi tarihsel kesit, toplumsal düzen olursa olsun insan uygarlık kurdukça yıkıcı olacaktır.” Bu çaresizlik söylemine göre, yok oluş bir zorunluluktur ve bu zorunluluğa karşı insanlığın yapabileceği hiçbir şey yoktur. Çaresizlik argümanının ikinci bir boyutu ise şu şekildedir: “Tüm dünyada güçlülerin kazanacağı ve güçlülerin her daim parası olanlar olduğudur. Bu nedenle, insan olarak ne kadar diğer canlıları düşünürsen düşün, onlarla birlikte yaşamayı arzularsan arzula yine de parası olan, ordusu olan büyük güçler vardır ve onlar tüm bir yaşamı dilediği gibi kurarlar.”

Bu iki argüman, tarihsel ve modern hegemonya aygıtlarıyla sürekli ve farklı formlarda yeniden üretilir. Bu zorunluluklar söylemi altında, insan türsel olarak diğer canlılardan kopar. Kendi varoluşu tüm yaşamın varoluş zemini haline gelir. Bu anlamıyla, diğer canlıların temsili olarak yaşamında var olması yeterlidir. Güzel bir dere imgesini, sağlıklı bir konut alanı rüyasını, doyurucu ve lezzetli besinlere ulaşma fırsatını da rekabetçi piyasa birer meta olarak önümüze sunar. Bu durumda imgeleri satın almak suretiyle sahici olana ikame ederek, sahici olanı üretebiliyorsak, ekoloji mücadelesi hangi değerler alanını nasıl koruyacaktır?

Bu anlamıyla bir etik kaygı kadar, mücadeleye anlam veren politik kaygı ne olmalıdır? Her şeyi ve hatta cenneti de vadeden piyasa içinde, insanlar neden mücadele eder, bu sistem içinde mücadele edilebilir mi?

Arzu edilenin, itaat edildiğinde elde edilebildiğine ilişkin iç görü bizi sadece diğer canlılardan kopartmakla kalmaz, aynı zamanda insanı zamandan da kopartır. Hem geçmişinden hem de geleceğinden bağımsız bir varlık haline gelir insan. Geçmiş sadece “yaşanmış tecrübeler batağıdır” gelecek ise “kestiremediğimiz bir zorunluk”. Bu iki anı sildiğimizde modern insanın elinde şu kalır:

“Bir gün dünyanın sonu gelecektir ve o nedenle yaşayan kuşaklar bir başka kuşağı düşünmek zorunda değildir. Bu nedenle şimdi ve burada en iyisini kendim için istemeliyim.”

Bu faydacı refleks dahi, insanın yaşama arzusuna dışsal değildir. Ancak, mücadele etmek sadece kendi öz çıkarını savunmak olarak kabul edilemez. Bir yaşama mücadelesi olarak ekoloji mücadelesi öncelikli olarak, insanın maddi varlığını devam ettirme istenciyle ilgilidir. Mücadele insanların, yaşama zorunluluğudur. Yaşamak için de barınmak, beslenmek gibi canlılığın gereklerini yerine getirmesi gerekir. O halde kendimize ve yol ortaklarımıza sormamız gereken soru şudur: en geniş anlamıyla ekoloji mücadelesi nasıl bir yaşamı arzulamaktadır?

Bu anlamıyla ekoloji mücadelesinin öznesi tanımlanabilir mi? Ekolojik sorunların tüm insanlığı etkilemesi, tüm sınıfların bu soruna birlikte çözüm bulması gerektiği anlamına mı gelir? Bu mümkün müdür? Veyahut ekoloji mücadelesi, duyarlılık sahibi sınıfların politikası mı yoksa belli bir yaşam zorunluluğu mudur? Bu anlamıyla ekoloji mücadelesi kırda ve kentte insanların günlük yaşam zorunluluklarının neresinde durmaktadır? Kirlenen doğa, artan şekilde dayanıksız ürünlerin hızlı tüketimine dayalı yaşam biçimi, bozulan sağlık ve çevre sağlığı koşulları, gıda güvencesizliği, iklim değişikliği, toprağın giderek bereketini kaybetmesi gibi olgular toplumsal yapıları nasıl ve ne ölçüde ilgilendirir?

Doğaya yabancılaşan insanın, doğanın varlığını devam ettirmesi için göstereceği çaba, etik bir sorumlulukla hayata geçirebilir mi? Bu etik sorumluluğu da kapsayan bir toplumsal sorumluluğun kavramları ne olmalıdır?

Bir özgürlük ideali, demokrasi arzusu, eşitlik isteği ile doğanın varlığını devam ettirmesi gerekliliği arasında nasıl bir ilişki tanımlanabilir?

KOLEKTİF 18: EKOLOJİ MÜCADELESİNDE PRATİKLER (20 EYLÜL 2013)

Düşünceler ve anlamlar, insanın maddi pratikleridir. Bu yönüyle, eylemek, düşünmek demektir. Kendi üzerine düşünmek için de Kolektif Ekososyalist Dergi’nin 18. Sayısında yine bu mücadelenin eyleme biçimine bakmayı gerekli görüyoruz. Ekoloji mücadelesi içinde son dönemde ön sıralarda Türkiye özelinde gündemi en çok meşgul eden konulardan termik santrallere karşı kimi yerel hareketlerin mücadelesi, HES’lere duyarlı toplum kesimlerinin etkinlikleri, köylü mücadeleleri, altın karşıtı mücadeleler, kentsel dönüşüm mücadeleleri yer almaktadır. Bu sorunlar çoğunlukla genel bir duyarlılığın artması ile birlikte artış göstermekte fakat yine de sorunun bulunduğu coğrafyanın sınırlılık ve olanakları ile etki alanını belirlemektedir. İyi olanın mücadele etmek olduğu kabul edildiğinde, daha dirençli mücadeleler geliştiği bir gerçektir. Ancak, iyi olanı salt kendi maddi pratiği ve olası kazanımlarıyla sınırlandırmış bir eyleme biçimi de aynı zamanda kendi mezarının da kazıyıcısıdır.

Bir arada yaşama iradesi dışlanıp, ortak var olma istenci diri tutulmadığında her mücadelenin kendi yaktığı mum kadar yer ışıttığının bilincinde olmakla birlikte malum sorun önümüzde durmaktadır.

Benzer mücadele alanında olan yapılar, örneğin tohum ve gıda; su; enerji, nükleer karşıtı hareket gibi sorun alanları içinde olan yapıların bir arada hareket etmesinin yolunu açacak olan unsurlar nelerdir? Bu yapılar birlikte hareket etmeli midir? Bu yapıların eşgüdümlü çalışmasının olanakları var mıdır?

Mevcut halimizle toplumsal eyleme biçimimizin rekabetçi bir hat üzerinden belirlendiği gözetilecek olursa, rekabetçi olmayan bir siyasal form nasıl inşa edilebilir?Bu mümkün müdür?

Eylem, tekil bir yapının kendinden menkul yaptığı faaliyetlerle sınırlı olarak ortaya koyacağı  bir irade olarak görülmemelidir. Bu bağlamda bir yapının veya kişinin tek başına yaptığı eylemlerin, birlikte yaşama sorununa katkısının ne olacağı üzerinde bu noktada durmak daha fazla t etkin sorgulamalara da yol açabilecektir. Ancak kendimizi belli bir çoğulluğun içinde düşündüğümüzde zaaflarımızı ve olanaklarımızı ortaya koymamız mümkün olabilecektir. Bu nedenle ekoloji mücadelesinin çoğulluğu içinde, durduğumuz yerden mücadeleye hangi açıdan katkı sunabileceğimizi ve mücadelenin pratik zeminlerini geliştirebileceğimize yanıt vermeliyiz. Bu bağlamda, ekoloji mücadelesi karşılıklı öğrenme, dayanışma ve biriktirme temelinde gelişmesi için neler yapabilir? Bunun için nasıl bir örgütsel model geliştirebilir?

Bu sorgulamayla birlikte soru sorarak yürümek için, parçası olmadan bütünü olamayacağımız ekoloji mücadelesinin Türkiye ve dünyadaki yerini sorgulamak için yola çıkıyoruz. Kolektif Ekososyalist Dergi’nin takip eden bu üç sayısında bu yolu kendini mücadelenin parçası hissedenlerle birlikte yürümek istiyoruz. Öyleyse başka bir dünyayı şimdi buradan kurmak için yola çıkmalı. Birlikte anlamak ve değiştirmek için yola çıkmalı. Var mısınız?

Sevgilerimizle.
Kolektif Ekososyalist Dergi
 adına Fevzi Özlüer, Ethemcan Turhan. 20.3.2013

belgeselci dilinizi eşek arısı soksun…

07000000

serengeti haber ajansı– Toplum&Doğa diyalektiğinde doğa aleyhine bir evrim söz konusudur. Doğa ile girdiğiniz her türlü ilişki insan sürülerinin onu kullanmak, harap etmek sömürmek üzerine kurulmuştur. “sözde” maymundan evrildiğiniz tahinizin ilk günlerinden beri bizim yaşam alanlarımız sizin için bir hammadde kaynağı, yağmalanacak alanlar olarak görülmüştür. Keşke maymun kalsaydınız da evrildiğiniz kardeşleriniz olan maymun ve türleri gibi doğal hayata saygılı yaşayabilseydiniz. Doğal yaşama saygısızlığınızın son aşaması olan kapitalist düzeniniz tüm diğer düzenlerden farklı olarak teknoloji ve medya üzerinden açık seçik planlı bir saldırı içerisinde aynı zamanda biz doğal yaşam türlerine karşı. Şöyle ki bir tv kanalınız var adı national geographic channel kısaca natgeowild diyorsunuz. Bu sözde “belgeselci” rantçılarınız konu ettikleri bizim doğal alanlarımız ve o alanlarda yaşayan biz hayvan türlerini katil cani tehlikeli “it sürüleri” gibi göstermek için elinden geleni de yapıyor. İşte birkaç program ismi size “canavar timsah avı”, “canavar efsaneleri”, “hayalet kedi”, “ölümcül içgüdü” “öldürmeye programlananlar”, “kabusa dönen tatiller”, “tehlikelerle dolu avusturalya”, “en vahşiler”, “sevimsiz yaratıklar” “insan avcıları”, “afrikanın ölümcül hayvanları”, “kedi savaşları”….diye uzayıp gidiyor. İnsan türü kendi vahşiliğini marxist deyişle “gölgelemek” yada “perdelemek” için kendisine böylesi saçma bir retorik benimsemiş, asıl saldırgan vahşi katil olan kendi maymundan devşirme türünü doğa karşısında masum birer şirinler yaratığı gibi gösterme gayreti içine girmektedir. Doğaya ve onun yaşam alanına endirek bir saldırı olarak yorumlanması gereken bu retorik&söylem elbetteki epistemik öküz sürüleri bizler için farkında olmadığımız bir durum değildir. Biz yüksek bilinç düzeyimizle sizin “medeniyet” diye kakaladığınız o yaşam şeklinin birer bezirgan ilişkiler ağı olduğunun farkındayız. Ancak sizlerin en ileri türleri yani marxist olanları bile bu retorikten ve kullanılan dilden en ufak bir rahatsızlık duymamaktadır. Asıl üzücü ve üzerinde düşünülmesi gereken budur. 4.kuvvet medya kanalıyla doğal yaşamımıza ve onun yaşam döngüsüne bu saldırıyı kabul etmemiz mümkün değildir. Buradan son kez uyarıyoruz epistemik öküz sürüleri olarak serengeti milli parkı ve çevresinde bir tane sözde belgeselci görürsek boynuzlarımızın ve toynaklarımızın gazabına uğrayacaklar en ağır şekilde cezalandırılacaklardır. Hiçbir suç cezasız kalmaz. Ya aklınızı başınıza alacak anlamaya ve açıklamaya yönelik programlar yapacaksınız yada bu topraklardan s..gideceksiniz…

EPİSTEMİK ÖKÜZ CEMAATİ

kitap yakan chpli seni de yakar…

soba müzesi açıldı (1)

“Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Demirciler İçi’nde hayata geçirdiği
Türkiye’nin ilk Soba Müzesi görkemli bir törenle açıldı. Vatandaşların yoğun
ilgi gösterdiği açılışta Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa
Akaydın, “Antalya halkına ve bölge esnafına bu güzel eser armağan olsun”
dedi.”

evet haber yukarıdaki metinle duyurulmuş ama kutsal öküz adına sevgili insan sürüleri fotoğraftaki sobada kitap yakan sığır mankenler de nereden çıktı allah rızası için bunu bana açıklayınız. sayın mustafa akaydın bu konuda bizi aydınlatır mı acaba yaktığı kitaplarla. kitabı yakılan bir eşya zanneden chpli görmek hoşunuza gidiyor mu ey insanlık?

soba müzesi açıldı (4)

ikinci resimde bir de şair var arkada acaba onun kitaplarını mı yakıyorlar sobada.

3.dünya savaşı dünya ile savaş

cropped-serengeti2.jpg

EKOLOJİ- insan sürülerinin “modern” diye toplumlarına kakaladığı büyük anlatılarının birer hikaye olduğunu biz öküzler biliyoruz. aranızda hala barbarın kültürünün kötü olduğunu zanneden, endüstriyel modernizmin iyi bişey olduğunu zanneden varsa bu belgeseli izlemelerini istiyoruz…

cropped-silhouettes-of-wildebeests-and-acacia-tree-on-sunrise-in-serengeti-national-park-tanzania-1600x9141.jpg

http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=31098745&

epistemoloji inşaası

BİLİM SANAT- Epistemoloji ile uğraşmak biz öküzler için insanların zannettiğinden daha emek yoğunluklu bir faaliyettir. epistemik öküze gelen sorular içinde bilgi kuramımızı etkileyen kitap, yazar, düşünce akımı gibi sorularla karşılaşıyoruz. zaman zaman önemsediğimiz kuramcı, yazar ve kitaplarını buradan sizlerle paylaşacağız…

1844-El-Yazmalari-Karl-Marx__38971289_027274070666Alman-Ideolojisi__45808556_0Bilimsel-Devrimlerin-Yapisi-Orijinal__40786690_0karl-marx-engels-Komunist-Manifestokklatin-amerikanin-kesik-damarlari1mulkiyet-nedir-onkapakphpThumb_generated_thumbnailYOL-ANILARI-HIKMET-KIVILCIMLI-Derlenis-Yay-1998__20300281_0phpThumb_generated_thumbnail (1)70799img24012803401424c5070aee203114 kitabı14 şubata gönderme olarak şimdilik ilginize sunuyorum…

dikkat inek kaçırıyorlar…

arabada-inek

BOZKIR HABER SERVİSİ- İnsan türünün araba diye ürettiği öküz arabasına teknolojik olarak en yakını olarak bilinen “hacı murat 124” arabaları hepimizin malumu. bu konyalı insan evladı da daha önce BMW arabasına binmek isteyen bizim sürüden olmayan kendine yabancılaşmış ineği hacı murata binmeye ikna etmiş. konyalı insan evladının bu gariban inek kardeşimizi tanrısına kurban etmek için arabasına bindirdiği üzerine ciddi şüphelerimiz var. nitekim ne zaman ahırdan yada otlaktan bir sığır herhangi bir araca bindirilse geri dönmüyor kayıplara karışıyor. köy muhtarından belediye başkanına kadar çalmadığımız kapı kalmamasına rağmen izlerine rastlayamadığımız yüzlerce kayıp vakası kayıtlarımızda. kamyon kasasına, traktör römorkuna yada hacı murat arkasına bindirdiğiniz bu arkadaşlarımızı kesip yediyseniz delikanlı gibi söyleyin. yok hayır yemedik saldık diyorsanız onları alışık oldukları otlak arazi kırsala salın yada geri verin. zira sığırlar sizin yaşadığınız o beton yığınlarından hiç hazetmezler. son sözümüz de artist olmak için bmw ve hacı murat peşine takılıp kandırılan inek kardeşlerimize gelsin. insan sürüsü öyle kalleş katil kan emici bir sürüdür ki arkadaşlar, sizlerin kanını tanrılarına, sütünü çocuklarına, etini mangallarına, derinizi türk hava kurumuna vermekten utanmazlar. bunu o büyükbaşlarınıza sokun ve hiç aklınızdan çıkarmayın.

kendine yabancılaşmış inek

BCYQgtwCYAAb3BTPOLİTİKA-  Yukarıda resimde BMW arabasına binmiş bir inek görüyorsunuz dostlar. kutsal öküz adına soruyorum size konacak yer bulamamış kelebek gibi durmuyor mu bu arkadaş sizce de. biz sürüde durumu değerlendirirken bir kaç kendini bilmez öküz “ne var canım vermiş parasını almış şimdi sen mülkiyete zenginliğe karşı mısın” diyecek oldu boynuzlarını kırasım geldi bu kendine ve sürüye yabancılaşmış hayvanların. biz komünden ortaklaşmacı kültürden kendine yabancılaşmadan kurtuluştan ve yüksek sürü bilincinden bahsederken elin bavyeralısının anti-estetik arabalarının sevdasına düşen öküzlerin sürümüzde olmasına inanın çok üzüldük. bu “araba sevdalıları”na bir çift sözümüz var, bizim öküz arabalarımız var “kağnılar” neyinize yetmiyor. önüne iki öküzü ikna ederek koy seni istediğin yere götürsün ey bizim sürüden olmayan zengin olma heveslisi inek. belki zamanı çok tutar ama samanı az yakar bizim öküzler.acele giden ecele gider demişler. sürümüzde böyle sınıf atlama zengin olma hayali kuran ineklerin olmasını istemiyoruz. dana ve buzağa yavrularımıza kötü örnek oluyor bu tür davranışlar. komünün özgürleştirici ruhunu, kapitalizmin köleleştirici ruhuna bin kez tercih ederiz.

duygusal öküzden şiirler

cropped-serengeti2.jpg

şafak söktü

annem gözünü dikti

babam ufkunu genişletti

sen günü batırdın…

cropped-silhouettes-of-wildebeests-and-acacia-tree-on-sunrise-in-serengeti-national-park-tanzania-1600x9141.jpg

fikirlerimin dünyanın akışını değiştireceği yanılgısıyla

nehrin yukarısına yüzdüm sürekli

kuzey amerikalı somon balığı inadıyla

karşıma çıkan bütün ayılardan tokat yedim

şimdi ölüdenizdeyim

fikirlerim suyun üzerinde ters dönmüş duruyor

cropped-serengeti2.jpg

faili nasıl bilirdiniz dedi imam

katil bilirdik dedi cemaat

meçhul ama diye itiraz edecek oldu imam

“katil devlet”tir o zaman dedi cemaat

fikir komündür…

BOZKIR HABER SERVİSİ- İnsan sürüleri mağara duvarlarına resimlerimizi yapmaya başladığı yıllardan beri dünyayı ego-santrik bakış açılarıyla anlamaya ve açıklamaya çalışmıştır. halbuki eko-sistem içindeki naçizane “otobur canlı” kontenjanını dolduran biz öküz sürüleri de düşünce üretir, bu düşünceleri sürü içinde paylaşır ve ortak bir karara ulaşırız. komüncü kararlara ulaşamazsak videodaki afrika öküzü gibi timsaha yem oluruz. ama bu biz öküz sürülerinin kaderi değildir. yüksek bilinç düzeyine ulaşmış her öküz komünü timsah sırtlan aslan ve insana karşı kendisini ve sürüsünü koruma yol ve yöntemlerine ulaşacaktır. sen yanacak ben ıslanacağım öteki parçalanacak belki ama karanlık aydınlığa çıkacak gün gelecek devran dönecektir…

amarula ağaçta durduğu gibi durmaz

Amarula (1)

HAYVANLAR ALEMİ– literatürde “alkol ağacı” da denilen amarula meyvesi, içerdiği alkol yüzünden “yasaklı meyve” olmalıdır. “içki kötülüklerin anasıdır” özlü sözünü doğrularcasına alkolün bedenlerde yarattığı tahribatı bu videoda rahatlıkla görebiliriz. insan yada hayvan sürüleri için toplumsal bir hastalık olan alkol tüketiminin zararlarını bir kez daha yeryüzü canlıları olarak hep beraber görüyoruz. dikkat ettiyseniz videoda bir tane serengeti öküzü amarula yiyip sarhoş dolaşmıyor.çünkü ortaklaşmacı kültürümüzde bedenine ve ruhuna zarar verme alışkanlığı yoktur. bedenimiz ve ruhumuz komüncü sürümüzün “vakıf” malıdır. ona zarar vermek komüne zarar vermek demektir. bu yüksek bilinç algısının insan sürülerinde de varolması dileğiyle…

http://www.youtube.com/watch?v=7Le9ufN5uEc

boyunduruklaştırmanın sürekliliği…

öküz arabası
POLİTİKA- gerek insanlık tarihi gerekse hayvanlık tarihi mağara duvarına bizim resimlerimizi yapan ilk insandan beri, bir “boyunduruk” meselesi ile uğraşmaktadır. efendi-köle diyalektiği yada günümüz modern teorilerle açıklamak gerekirse bir tür emek-sermaye çelişkisi ve onun toplumsal yansımaları olarak özetlenebilecek” egemenlik” kurma “boyunduruk altına alma” arzusu hem insanın insana hem de insanın biz hayvanlara uygulamaktan vazgeçmeyeceği bir baskı aracı olmuştur. bir tür hayvan emeğinin sömürüsü olarak tanımlanabilecek bu boyunduruklaştırma hali, insan toplumlarının hafızasında meşru bir ruh hali almaya başladı. hayvan emeğini sömürmek, etinden sütünden, işkembesinden taşağından faydalanma arzusunu antika üretim ilişkilerinden beri sürekli kılmaya çalışan bu sömürgeci tavrınızı anlayabiliyoruz ve buna karşı mücadele içinde olmak biz öküz sürüleri için vazgeçilmezdir. ancak insan sürülerinin ezilen sömürülen sınıflarına tavsiyemiz olacaktır. onlar bizim dostlarımızdır ve egemenlerin üzerinizde kurmaya çalıştığı boyunduruğu kırmanızın gerçek kurtuluşu sağlayacağını bilmeniz gerekir. boyunduruğu üzerinizde kalıcı kılmak için afedersiniz önünüze kemik atıp evcil, teslim olmuş köpekler gibi onu kemirmenizi ağzınızdan salya akıtmanızı bekliyorlar. önce insanları halkları birbirine düşman edip savaştırıp öldürtür ve hepsine silah satarlar, sonra sizi barıştıracağız ayağına yine önünüze attıkları kemikleri kemirmenizi beklerler. siz zaten ne zaman düşman olduk ne zaman dost olduk meselesini çözemeden yeni düşmanlar kapınıza getirilmiştir. işte boyunduruk böyle bir toplumsal işlev görür. içinizden buna karşı gelenleri ftipi ahırlara atmak yada sokak ortasında ensesine kurşun sıkıp öldürmek boyundurukçuların bildik yöntemleridir. insan sürülerinin ezilenlerinin bu boyunduruktan kurtuluşunun biricik çözümü biz hayvan sürüleri ile işbirliği, siper yoldaşlığı yapması ile mümkündür. aksi halde siz kemiği kemirirsiniz biz kurban bayramlarında tanrılarına kanımızı dökmeye devam ederiz.

dr hikmet’in öküz arabası…

SANAT- İnsan türünün en saygıdeğer en mübarek ve ahlaklı münevveri doktor hikmet kıvılcımlı’yı bir öküz olarak siz insan sürülerine anlatmak tanıtmak vb. elbette haddimize değil, biz boynuzumuzu aşan konulara karşı mesafemizi korumasını bilen bir öküz neslinden geliyoruz.biz sizinle kendi kaleminden, dr.hikmet’in çizmiş olduğu sizin deyiminizle “öküz arabası” yada “kağnı” resmini paylaşacağız.tanrıların arabası dediğiniz o şey işte bu bizim öküz arabasıdır ey insan evladı.

Tarihsiz - Kursun Kalemle Kagni

hayvan özgürlükleri hareketi

Animal-Liberation-Front
POLİTİKA- her yazıda eleştirip ne varsa giydirdiğimiz, boynuzlarımızın gazabına gark ettiğimiz insan soyundan da peygamber gibi mübarek, etyemez, vejeteryan hatta vegan cennetlik insanlar da çıkmıyor değil. yıllardır mücadelelerini yakından izlediğimiz ve destek verdiğimiz bu beynelminel politik örgüte destek olunuz, destek olamıyorsanız köstek olmayınız.bilin ki onların mücadelesi epistemik öküz sürülerinin tüm ülkelerin sığırlarını özgürleştirme ve birleştirme mücadelesi ile paraleldir. hayvanların değil insan türünün ve sürüsünün mücadelesidir. bu bağlamda anlamlıdır.anlayınız bir grup anarşist diye eleştirip ciddiyetsizlikle karşılamayınız. o beğenmediğiniz cennetlik mübarek insanların sermayeye ve katil sürülerine mülyonlarca dolar zarar verdiğini biliniz. http://hayvanozgurluguhareketi.com/alf-ilkeleri/ bu linkte ilkeleri ve ahlakları var. okuyunuz inceleyiniz.
tumblr_m2h0cqnxZf1r9m95po1_500 hayvanlar arasında türsel ayırım yapmadan onların kurtuluşu ve özgürlüğü için mücadele eden bu kutsal insanlara her türlü yardımı yapınız.cem.ceboglu@yahoo.com.tr bu adresten sorularınızı iletebilirsiniz kendilerine.

biliminiz de ahlaksız siz de…

deli-dana
POLİTİKA-dünyanın üzerinde bir eko-sistem var biliyoruz. her canlı türü soyunun devamı için gerekli tedbirleri içgüdüleri ve tarihsel evrimiyle tamamlamış bunu da biliyoruz. canlı türlerinin içinde etobur olanlarının olduğunu da biliyoruz. bu etobur hayvanların alayının sürümüzün düşmanı olduğunu da biliyoruz. ancak bu çiğ inek sütü emmiş bu insan türü kadar aşağılık pislik vicdansız katil hayvan türüne de başka bir yerde hiç rastlamadık.dana-harita arkadaşım bu ne be.anladık kesiyosun boğazlıyosun kan akıtıyorsun öldürüyor mangalda kebapta tencerede pişirip yiyorsun ama bu kadarı da yuh artık dedirtiyor. işin içine masum bedenlerimizi sokuyor katilliğinizi sözde bilimsel işlerle gizlemeye çalışıyorsunuz. ulan sizin biliminizi kim takar ahlaksız insan sürüleri.bilimi ilerletmek için zavallı/masum hayvanlar üzerinde deneyler yapar sonra kendi üzerinizde denersiniz. bu mudur bilim ahlakınız bu mudur insani gelişmişliğiniz.Dana_eti arkadaş bedenimizi teşhir edip bizi küçük düşürmeye hakkınız yok. tüm insanlar otobur olup insan gibi otlayana kadar başınızın belası olmaya devam edeceğiz. kutsal öküze tapacaksınız, toynağını öpüp önünde diz çökeceksiniz. boynuzunu yıkayıp yağlayacak ve sonunda yalayacaksınız. göreceksiniz ki o mübarek günler gelecek…

medya yalan balonudur binmeyiniz…

öteki
MEDYA HABER- modernizm sonrası varolan insan sürülerinde iletişimin medyanın rolünü, haber alma özgürlüğünün önemini,yazılı ve görsel iletişim araçlarının sizler için gerekliliğini tartışacak değilim elbette. bu benim gibi bir öküzü aşan konular olabilir, çomskiyi çağırın anlatsın size. ancak gel gör ki, bizim sürüyü bile delirtecek, deli dana hastası yapacak, tımarhanelere tıkacak kadar ciddi bir aşağılık işlerle karşı karşıya siz insan sürüleri.adı samanyolu olan bizim saman tv ile sadece isim benzerliği taşıyan aşağılık haber kanalı bir kültür merkezinin polis tarafından illegal örgüt yeri olduğu gerekçesiyle sabahın köründe camını çerçevesini indirip girdiğini anlatırken siz insanları sığır yerine koymuyor mu acaba? siz insanlar bizden daha mı malsınız acaba? ben illegal örgüt olsam dökümanlarımı eylem planlarımı, yazışmalarımı istanbulun göbeğindeki bir binada mı bırakırım? ben öküz müyüm evet öküzüm ama ontolojik olarak öküzüm öküz yerine konmuyorum.aynı haberde ele geçiririlen “terörist” sığınaklarının imha edildiği duyurulurken görüntülerde dağ gibi eşya varken anlatıda “doğum kontrol hapları şu kadar adet prezervatif bulundu” gibi ipe sapa gelmez bilgi algılarınıza sunulurken sizin mal gibi “vay be şu ahlaksızlara bak sevişiyorlar demek” diye düşünmenizi istiyorlar. sanki siz her sevişmenizde bu malzemeleri kullanmıyormuşsunuz gibi. kullanmasaydınız çini demografik olarak geçer, iki de tur bindirirdiniz söylemesi ayıp, tavşan sürüleri gibi olurdunuz.
ötekileş
ancak hal böyle değilken, söz konusu alet edavatın birer suç aleti gibi gösterilmeye çalışılması tamamen algı yönetimidir ve yine sığır yerine konulan siz zavallı insan sürüleri oluyorsunuz.başka bir haberde bir “eski suçlu” bilişim suçları toplantısında emniyetten valilikten eşek yükü kadar insan varken, redhack terör örgütü pkk ile dış bağlantısı olan, onların emirlerine uygun hareket eden bir grup zavallı gençtir ve ağır suçlar işlemektedir mesela hükümeti ve devleti halkın gözünde küçük düşürmek gibi” diye bir şeyleri geviş getirmiş. gevişlemek sadece biz “büyükbaş” hayvanların özelliği değildir, aranızdan çıkmış bu mal da gözünüzün içine bakarak devleti kutsayıp, suç ve ceza meselesinde at iziyle it izini birbirine karıştırarak yalan konuşuyor.terörist diye damga vurduğun çocuklar devletin yalanını yolsuzluğunu kısacası kirliliğini ortaya çıkartıyorsa hesabı bunu ortaya çıkartana kesmek mallıktır. bakın kurt puslu havayı sever bunun gibi kurtlar da aşağılık ahlaksız anlayışları gereği sizin gibi sığırı bulmuşken propagandaya girişmekte ve insan sürülerine yalan söylemektedir. hayvanlık ontolojik bir meseledir sıfat olarak kullanmayınız. sizi hayvan sürüsü, öküz, sığır, mal ve koyun yerine koyan habercilere televizyonlara, stratejistlere, uzmanlara, sosyologlara, siyasetbilimcilere karşı uyanık olun.biz epistemik öküz cemaati içinden bu gibi hayvanları temizleyeceğiz diye çok uğraştık, uğraşınca başarılı olunuyor. yakışıklı bir insan var aranızda ernesto. onun dediği gibi “gerçekçi olun imkansızı isteyin” inanın ve inat edin. bu hayvanları aranızdan atın sürünüzü temizleyin. serengeti haber ajansı(SHA)

Marx’ın öküz emeği…

karl-marx-1818-1883-granger
Marx köle emeğini, öküz emeğine benzetir. İkisi de sahibinden bir ücret beklemez, asgari fizyolojik ihtiyaçların giderilmesi yeterlidir. Köleler çoğunlukla yabancı bir kabilenin veya topluluğun istilasıyla elde edilirler, eğer kaynaşma olmazsa, yabancının sonu kölelik olur. Devrimci bir sınıf olamayan köleler, içinde bulundukları iktisadi sistemi değiştirecek isyan içerisine de giremezler. Köle isyanlarının hazin sonu hep başarısızlıktır. insan toplumlarının tarihsel gelişimini anlamaya/açıklamaya çalışırken ve elbette şu modası geçmiş 5’li aşamaya sıkı sıkıya sarılırken, insan türünün en yücesi marx bile, öküz/köle metaforuyla tongaya basmaktadır. kapitalimin kölesi olmuş modernizm sonrası toplumları görmeye ömrü yetmeyen sevgili marx, bugün epistemik öküz cemaatinin yüksek bilincini, mücadeleye olan inancını, savaşkan doğasını, sürü praxisini, teori/eylem bütünlüğünü ve tutarlılığını görseydi köle emeğini öküz emeğine benzeten metaforunu değiştirmek zorunda kalacaktı ve büyük olasılıkla şöyle diyecekti ” ey insan sürüleri tarihin ve toplumun değiştirici gücü öküz cemaatlerindeki kollektif aksiyon üretici gücündedir” evet k.marx da yanılabilir ama biz ona kızmayız onu terk etmeyiz, ona yan gözle bakmayız ve hatta ömür boyu onu boynuzlarımız üzerinde taşırız bıkmadan usanmadan. yeterki bugünün “köleleri” siz insan sürüleri evrensel fahişe paraya ve onun getirdiği metalaşmış yabancılaşmış kültüre tapınmaktan vazgeçin. yeter ki epistemik öküzlerin mücadele dinamiklerini anlamaya çalışın. feuerbach üzerine 11.tezi hatırlatalım “filozoflar şimdiye kadar dünyayı anlamaya çalıştılar ama aslolan epistemik öküz cemaatlerini anlamaktır”

evcil hayvan gönüllü köleliği…

ALF
POLİTİKA- insan sürülerinin dilinde tüy olmuş bir kelime var “evcil” yani evde beslenebilen, zararsız, insanın manevi duygularını tatmin etme aracı olarak evcil…bu mastürbasyon araçlarına bazen kedi bazen köpek, balık,kuş falan diyorlar. alınır satılır metaya dönüşmüş bir nesneler sürüsü. özgürlüğünü teslim etmiş, eğitime yatkın, itaatkar, söz dinleyen, halıya sıçmayan, terlik getiren, hırsız kovalayan, farre yakalayan, yalaka bir hayvan sınıfı. hayvan demeye bütün sürü şahit olması gerekir. bu hayvan sınıfının teslimiyeti elbetteki binlerce yılı kpasayan bir tarihi süreç ve elbette tek tek onların bir kabahati yok köpekleşmelerinde. ancak bir hayvani örgüt de çıkıp “yeter bu köleci düzen yıkılmalıdır” diyen yok. ye kuru mamayı sıç parka iki havla günü tamamla…bu yanlış bilinç elbette evcilleştirilmiş hayvan sürülerini gönüllü teslimiyete taşır. ve elbette ki özgürlük için sokağa inmez, silahlanmaz, örgütlenmez…bizim sürüden bir öküzü ahıra kapamayı deneyin bakalım başınıza ne gelir, yada “kurban bayram”ında tanrınıza kurban etmeye kalkın yada kırmızı bez sallayın bakalım karşısında başınıza ne geliyor.işte bu bilinç komüncü sığır sürülerinin toplumsal kurtuluş bilincidir. evcil köpekler gibi yaşamaktansa bozkırda kurda kuşa yem olmayı tercih eden bir hayvan sürüsüdür özgür öküz sürüleri ve onların kollektif aksiyon gücü. hayvanların özgürlüğü ve kurtuluşu elbette kırda ve şehirde ortak yapılacak eylemliliklerle mümkün ama gel gör ki evcilleştirilmiş pavlov köpekleri ile olmaz bu mücadele. evcil hayvan sürülerine leopar gibi kedi dingo gibi köpek olmalarını öneriyoruz. konserve bağımlılığı ve göt büyütüp soba arkasında 20 saat uyuyarak özgürlük gelmez.kollektif aksiyon güçleri dünyanın her yerinde her koşulda bütün düşmana karşı siperde olmakla özgürleşebilir evde kuru mama yiyerek değil…

kavimler göçü

rxyirpm6170

SAMAN TV- aşağıdaki belgesel serengeti hayvan halklarını tanımanız için bir rehber olabilir…
ve büyük sürüler özgürce koşabilecekler…

barış hemen şimdi…

POLİTİKA- insan sürüleri -siz bunu dünya halkları diye de okuyabilirsiniz- doğa ve biz hayvanlar üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümü dil din ırk cinsiyet ayırmadan birbirleri üzerine de kurmaya çalışmaktadır. biz afrikanın insan sürülerinden kurtuluşu için etobur otobur, eski dost yeni düşman demeden, katliamcı soykırımcı demeden tüm hayvan sürülerini epistemik cemaatimize davet ettik. siz insan sürüleri için vakit daralmakta yaklaşan tehlikenin farkında değil misiniz. hala aynı türden gelen insanlar antropoloji biliminin bile terk ettiği ırk paradigmalarıyla birbirinizi boğazlıyor, öldürüyorsunuz.Rastafarian_Peace_Sign_Tattoo_by_xX_JD_Xx
ne fark eder ermeni kürt arap süryani olsanız? doğdukları coğrafyanın referanslarıyla hareket etmek en hafifinden alçaklıktır, doğduğunu yeri siz belirlemediğinze göre ırkınızı etnik kökeninizi de siz belirleyemezsiniz. bana serengetide öküz mü olmak istersin norveçte martı mı diye sormadılar. afrikanın bozkırına yapayalnız bırakıverdiler ama ben komşu sürülere düşman olmadım. onların otunu sapını samanını yakmadım ve bizim sürümüz hiç bir sürüyü -insan sürüsü hariç- kendisine düşman görmedi. soykırımcı insanlar faşist kan emici oldular. kürdü de türkü de bedelini kanıyla canıyla ödedikleri bir savaşa sürüklediler, bedelini para ile ödeyemeyen yoksul insanların çocuklarını öldürdüler göz göre göre. silahı olup savaş gemisi olmayana terörist dediler, uçağı ve gemisi olana devlet dediler ve siz aptal insanlar buna inandınız. vatan millet sakarya sac ayağında kanınızı dökerlerken alkışladınız, milli marşlarla ölen evlatlarınızı karşıladınız. anadolu ve mezopotamya için tarihi bir fırsat elinizde…adaya mı taşınırsınız martı mı gönderirsiniz yoksa hep beraber denize mi açılırsınız bilemeyiz ama bu fırsatı kaçırırsanız dünyayı artık boynuzlarımızda taşımayacağız. katil sürülerini başımızın üzerinde taşımaktan yorulduk. siz barışın henüz asıl kavga başlamadı. asıl kavga biz hayvan sürülerinin size karşı başlatacağı isyanla olacak ve mutlak zafer bütün ülkelerin hayvanlarıyla gelecektir…

mücadele birliği

1704820-kuzgun
Epistemik öküz hocaefendi haber yollamış afrikanın özgürlüğü ve tüm hayvan sürülerinin kurtuluşu için “kuş bakışı”na ihtiyacı varmış öküzlerin. karga sürüleri olarak zekamızla toplumsal hafızamızla, uçuş yeteneğimizle sürülerin kurtuluşu için elimizden geleni ardımıza koymayacağız.mücadele birliği kendi kanatlarımızdadır…

sırıtmayın lan

sırtlan
Epistemik öküz hocaefendimiz çağırır da biz gelmez miyiz. yıllarca etinden sütünden götünden taşağından yararlandık kendisinin. büyük doğu ütopyası ve özgür bir afrika ideali için artık biz de “sırıt lan sırıt” kategorisinde sözümüzü söyleyeceğiz. komün sürüsüne en uygun hayvan türünün sırtlanlar olduğunu göstereceğiz…kuyruğundan yalarım epistemik öküz sen büyük bir sürü liderisin.gözümüz sürüdeki yaşlı ve yavru öküzlerde değil, gözümüz kulağımız artık sende bilesin…

timsah gözüyle serengeti

Epistemik öküz hocaefendinin büyük doğu afrika kurtuluşu ütopyası için nehirlerden şehirlere yol olup akacağız.timsah gözü artık biz de nehirdeki sorunlarımızı siz insan sürüleriyle paylaşacağız. timsah gözü kategorisi altında yazılarımıza ulaşabilirsiniz…bilmenizi isteriz ki nehir ortamında gözyaşı dökmek dünyanın en zor işidir…

ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız

BOZKIR HABER SERVİSİ- Siz insan sürüleri insanlık tarihinizi yazarken mücadeleden, sınıf savaşımlarından, devrimlerden, keşiflerden, icatlardan bilim ve teknolojideki gelişmelerden söz ederek bugünkü insan toplumlarının düzeyine ulaştığınızı ifade edersiniz, biliriz. serengeti yada dünyanın başka bir bozkırında biz öküz cemaatlerinin nasıl bir mücadelenin ve kavganın içinden bugünlere geldiğini merak etmez misiniz? bozkırdaki aslan, nehirdeki timsah, aslanın arkasındaki sırtlan ve hatta ölmüşlerimize saygısı kalmamış akbaba sürüleri…onlarla mücadelenin sizin sınıf savaşınızdan daha kolay olduğunu söyleyin bize. siz aynı türden gelen farklı ırktan kimlikten kültürden insanları öldürmekte ustalaşarak medeniyetinizi kurdunuz.ve hatta hayvanları soykırdınız, doğayı talan ettiniz, dedelerimizin dedeleri serengetinin yağmur ormanı olduğu zamanları bize anlatırken bütün sürü gözyaşları içinde dinliyoruz sizin akıttığınız gözyaşı en fazla bizim nehirdeki katliamcı timsahların gözyaşıdır. insan soyu bireyini ve toplumunu doğa ile barıştırmalıdır, ekoloji ile mücadeleye girişmek sonunuzu getirir, cemaatlerimize saldırmanız bizi dünya üzerinden yok etme çabanız ancak insan türünün sonunu getirir. biz ya bir yol buluruz ya bir yol açarız kavgaya devam ederiz. bundan hiç bir insanın şüphesi olmasın…nehir üzerindeki kavgamızı izleyin ve ders alın…

8eoi7ckz1019article013fff92b000005dc674_634x380article0052f78d50000044d564_634x567ies6gdrf327im4jx0xj527migration02migration04migration07rxyirpm6170ox2bg66o921

silahlı öküz milisleri samanı kamulaştırdı…

POLİTİK HABERLER- duman yoluyla haber servisimize ulaşan habere göre kendilerine “marxizm için silahlı öküz propaganda birlikleri” MİSÖPB, diyen “yasayı taşağına takmayan” bir grup silahlı öküz, tonlarca samanı kamulaştırıp, bozkırda aç susuz ve barınaksız sürülere dağıttı. asıl amaçlarının insanların tekelinde olan tüm sürüye ait sap saman yem fabrikası gibi mülkiyeti öküz sürüleri adına kamulaştırmak olduğunu iddia eden silahlı grup 2013 yılı içinde eylemlerine artırarak devam edeceklerini belirtti.SERENGETİ HABER SERVİSİ (SHA)

saman_balyalarini_caldilar_h651

ulusalcılar su kenarında mı yaşar?

POLİTİKA- sosyal medya algımızı yönetmekte ve yönlendirmekte sınır tanımamaktadır. zaten günümüz insan sürülerini yönetebilmenin ve yönlendirebilmenin en kolay ve kestirme yolu “algı yönetimi” değil de nedir?

chp akp

bu fotoğraftaki duruma bakınca suyu sevenlerin ulusalcı oldukları sonucu çıkar. ancak ulusalcıların su değil kan sevdiklerini biz öküz sürüleri katliamlardan soykırımlardan biliyoruz.

harita-serengeti

biz yukarıdaki coğrafyada komüncü-sürücü-ortaklaşmacı bir hayat yaşıyoruz. su ise içinde yığınla katil timsah sürülerinin olduğu nehirlerden ibaret. ne ulusalcıyız ne de muhafazakar aptal. algılarınızın ayarlarıyla oynamalarına izin vermeyiniz ey insan sürüleri. uyanık olun ortak düşman simülasyon peşinde.

ulusalcı pornocular

national-gnographic

BOZKIR HABER- insan türünün belgeselci tayfasının serengeti bozkırlarına gide gele, belgesel çekiyoruz ayağına sürümüzün bütün hayatını deşifre etme faaliyetlerinin bir uzantısı olarak, aşağıda fotolarda göreceğiniz üzere bir tür yabancılaşma ve yozlaşma vukuu bulmuştur. kapitalizmin her şeyi tükettirme hevesinde olduğu bir “çıkar düzeni” ve “hayvanlık dışı” toplumsal örgütlenme formu olduğu düşünülürse, insanlığın sonu da barbarlıktan öteye gidemeyecektir. hem biz öküz sürüleri size “ulusalcılık” kötüdür bulaşıdır demiyor muyuz her defasında? aslolan komündür onu bozacak kamplaştıracak ulusalcı reflexler, endişeli modernler değil. ulusalcılığın geldiği son nokta en fazla “milli pornoculuk” müessesesi olabilir.

national porno

insan sürülerine son uyarımız efendi olmaları, aklın ve vicdanın dümen suyundan ayrılmamaları ve biz kutsal öküz sürülerine birer tüketim nesnesi olarak değil eko-sistemin bir parçası gözüyle bakmalarını tavsiye ediyoruz. aksi halde boynuzlarımızın gücü onları yok etmeye “yetmez ama evet” SERENGETİ HABER AJANSI (SHA)

kırmızı başlıklı kötü kız…

Kirmizi-Baslikli-Kiz

EĞİTİM-Serengeti Milli Parkı “eğitim bakanlığı” milli birlik ve beraberliği küçük düşürücü, çoluk çocuk bütün sürüye kötü örnek olabilecek davranışlarda bulunan, anneannesine kurabiye götürmek bahanesiyle ormana gidip kurtla kuşla fingirdeşen, akşam eve geç gelen, ormanda piknik yapıp içki içen, dizüstü etek giyen, kasksız motora binen, kötü kız karakterinin anlatıldığı “kırmızı başlıklı kız” serisini milli eğitim müfredatından çıkartmıştır. darısı ensest terbiyesizler “hansel ve gratel” haddini bilemeyen kurbağayı anlatan “öküz olmaya çalışan kurbağa” adlı “masal”ların başına.SERENGETİ HABER AJANSI(SHA)

kutsal öküz hocaefendiden yeni yıl değerlendirmesi…

dünya öküzün boynuzlarında

BOZKIR HABER SERVİSİ– 2012 yılının son günlerine girdiğimiz bu günlerde geride bıraktığımız yılın değerlendirmesini yapmak insan sürülerinin tekelinde olacak değil ya. Biz de cemmat liderimiz büyük insan, mübarek şahsiyet ÖKÜZ CEMAATİ LİDERİ KUTSAL ÖKÜZ HOCAEFENDİ ile zaman zaman ağlamaklı zaman zaman coşkulu sevinçli bir röportaj yaptık sürünün dikkatine sunuyoruz….
Öncelikli olarak 2012 yılı sürümüz açısından nasıl bir yıldı sayın hocam? serengeti bozkırlarında yağışlı ve bereketli bir yıl geçirdik. Sürü sayımızdaki büyük artış her öküzün 3 dana hedefi doğrultusunda yaptığımız toplu üreme faaliyetlerinde hedefe büyük oranda ulaştık. Sürümüzde “kürtaj” vb. tartışmalar yıl içinde dillendirilse de Allahtan tabanda destek bulmadı ve sürüdeki afedersiniz hayvan sayımız arttı.
Sağduyulu medyanın ve bağımsız gazeteciliğin bunda etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
Bizim öküz sürüsü okumayı sever. Her gün en az bir gazete okur her üye. Ancak bölücü yıkıcı yayınları sürüden uzak tutmak için hassasiyet gösterdik. O yayınların yanıcı özelliklerini kullanarak gasteleri yaktık, gasteci diye ortalıkta dolaşanları da timsah dolu nehire attık. Bir kısmı da aslanlara yem oldu tabi.
Anlıyorum. Eğitim alanında ne gibi yasal ilerlemeler oldu sürü açısından 2012 yılı? Biliyorsunuz zorunlu eğitim 3 yıldı sürümüzde. Biz 3+2+1 modelini getirerek zorunlu eğitimi iki kat uzattık. Bir de öküz altında meme arayacak kadar küçük yaşta yavrularımızı -66 ay- dolmadan zorunlu eğitimin içine alarak ineklerin memelerine kavuşmaları sürecini hızlandırdık. Sürümüz için eğitimin önemi hiç kuşku yok ki çok önemlidir. Her yer sırtlan aslan çakal timsah dolu. Bu düşmanların sürü için tehdit olmaktan çıkması için cemaatin her bireyinin iyi eğitim alması gerektiğini bilmem söylememe gerek var mı? Sadece serengeti bozkırlarında değil yaptığımız yatırımlarla Anadolu kara sığırları için Anadolu ve mezopotamyada “holstein” modeli yatılı eğitim kurumları işletme ve kurma faaliyetimiz devam etmekte.
Önümüzde bir de cumhurbaşkanlığı seçimi var bu konudaki hazırlıklar ne durumda? Evet ileri demokrasiyi daha da ileri götürmek için sırtlan anayasasını değiştirme çabalarımız devam etmekte. Ve bu yeni anayasa ile cumhurreisini seçme gayretimiz sürmekte. Reisi sürü seçecek biliyorsunuz. Ama reis adaylarında boynuz uzunluğu taşak büyüklüğü kuyruk kalınlığı gibi türsel özellikler aramak yerine daha demokratik ölçütler belirlemeye çalışıyoruz sürü halinde.
Sürgündeki sürü önderlerinin sürüye katılma olasılıkları ne önümüzdeki yıl için? Yasal bir dayatma bulunmamakta geri dönmeleri önünde. Ancak sırtlanlarla geçmişte yaptıkları işbirliklerinin hesabını vermeleri gerekiyor. Sürüyü puslu havalara sürüklemek, aslan ve sırtlan sürülerine yem etmek gibi ihanet içeren suçları var ve sürüler arası cemiyetler bu konuda serengeti bozkır sürüleri için gerekli adımları atmakta zorlanıyorlar. Biliyorsunuz sürülerin dostları yoktur çıkarları vardır. Sürüler arası çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa biz de onu yapacağız diplomatik olarak.
Komşu sürülerdeki rejim değişiklikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sürülerin kendi kaderlerini tayin hakları vardır ancak sırtlanlarla işbirliği yapan sürü liderlerinin mazlum sürü üyeleri üzerinde kurdukları baskıyı ve zorbalığı görmezden gelemeyiz. Bu bağlamda demokratik sürü rejimlerinin sağlıklı işleyebilmesi için komşu sürülerdeki isyancı özgürlükçü hareketleri destekliyoruz. Diktatör sürülerden kaçan kurtulan her öküzü de sürümüze kabul ediyoruz. Sınırlarımız açıktır. Ancak sürüler arası cemiyetleri bu konularda daha dirayetli davranmaya davet ediyoruz.
Sırtlan İsrail meselesi var bir de? Evet sırtlan sürüsü israel dünyadaki bütün öküzlerin başına bela olsun diye kurulmuş sürü düşmanı bir devlettir. Sürüleri de devletleri de yeryüzünden silinene kadar bize rahat uyku yoktur. Yahudilik gibi sapkın dinlere de tapındıkları için bu hayvanlık dışı ilişkilerde dünya lideri olan israel sırtlanları yok edilmelidir.
Sürüye dönecek olursak nasıl bir 2013 biz öküzleri bekliyor ? Bütün ülkelerin öküzleri birleşin sloganımız ekseninde tüm dünya öküzlerinin boyunduruktan kurtulduğu bir yıl diliyorum. Yüzyıllardır etimizden sütümüzden derimizden taşağımızdan işkembemizden faydalanmayı kendilerinde bir hak gören insan sürüleri ile daha barışık bir dünya yaratmak için hepsinin vejeteryan olmasını diliyorum. Sadece domuz hayvanının değil hiçbir hayvanın etinin yenmemesi gerektiğinin bilinmesini istiyorum. Öküz eti yemek dünya üzerindeki en büyük günahtır ve cezası çok büyüktür. İki dünyada da boynuza oturtulmuş bir yaşamı insan sürülerinin tercih edeceğini düşünmemekteyim. Biz dünyayı binlerce yıl boynuzlarımızda taşıdık yine taşırız ancak insan sürülerinin de bu kıymetin farkında olmasını dileyerek sözlerimi bitireyim…
öküzün merhameti ve hakimiyeti üzerinizden eksik olmasın.

feminist ineklerden gelen itiraz…

feminist inek

POLİTİKA– Posta kutumuza saman balyası içine gizlenmiş olarak bırakılan “SERENGETİ FEMİNİST İNEK GİRİŞİMİ” imzasıyla ulaşan bir tür tekzip niteliği taşıyan aşağıdaki metni yayımlamayı sürü içi demokrasi gereği uygun gördük.

“biz bu metinde imzası bulunan bir grup feminist inek olarak, sitenizin 30 aralık 2012 tarihli “öküzce dergisinden seçme” sere serpe çıplak inek fotoğraflarının bulunduğu hiç bir haber niteliği taşımayan, biz inekleri birer meta gibi gösteren, öküz egemen bir bakış açısının sonucu olduğu su götürmez bir hakikat olan “yarım ahlaklı” haberinizi protesto ediyor, ineklerimizin vücutlarının öküzlere peşkeş çekilmesine, bilinçsiz inek kardeşlerimizin vücutlarının böylesine sömürülmesine, huzur ve barış içinde bir sürü hayalimize saldırı niteliği taşıyan bu bakış açısına şiddetle karşı çıkıyoruz.”SERENGETİ FEMİNİST İNEK GİRİŞİMİ” adına sürü sekreteri Emma Sarıkız. Serengeti Haber Ajansı (SHA)

salyası iplik iplik, boynuzları mıhladız…

foggy_serengeti_sunrise_c01_21_2009__mg_0867_c-8007.jpg

SANAT&EDEBİYAT- İnsan türünün sürekli eleştirdiğimiz sosyal düzeni ve onu yeniden üreten ilişkilerine karşı duran, akıntıya karşı kürek çekmeyi beceren, sağlıklı düşünen insanları yok değil elbette.işte sevgili Atilla İlhan da “güzel insan” sıfatını tarafımızdan kazanan değerlerden biri. ki o yoksulluğun, yoksunluğun ve ondan kurtuluşun insan, öküz, ördek ayırt etmeden “toplu kurtuluş” olduğunu bilenlerdendir.

yaşamaklı musanın yaşmaklı öküzü ho!
aya karşı ay gibi gövermiş boynuzu ho!
gözüne yıldız düşmüş tependeki beş yıldız
bir su içer bilin mi
hele yarabbi şükür
aşka gelir bilin mi
bulam bulam böğürür
salyası iplik iplik, boynuzları mıhladız
yaşamaklı musanın yaşmaklı öküzü ho!
gidinin imansızı yabanın domuzu ho!
ha öküz, goca öküz, ruşena öküz…

kuyruklu dağ dedin mi musanın hınzır öküzü
karanlıkta pırıl pırıl burnunun teli yaldızı
güdeş dökülenece sabahın körü şafaktan
şol mübarek bilin mi
boynunda boyunduruk
övendire bilin mi
ahh derik gocunuruk
ter dökmesi bizden, bereketi topraktan
garibin garip öküzü
musanın mustar öküzü
kaşında çifte lamelif, gözünde kudretten yazı
ha öküz, goca öküz, ebeda öküz…

http://www.youtube.com/watch?v=7GFox1JF1mk

öküzce dergisinden sizin için seçtiklerimiz…

geride kalan yılda objektiflerimize takılan birbirinden güzel inekleri sizin için seçtik…
tempx_tierzucht_euter_gNetzgiraffe_EuterKuh__Euter__Gruene_Woche__Spass__Milchinek-Holsteineuter güzel ineksexy inek800px-Seitenansicht_Milchkuh_mit_prallem_Euteralacalı inek

insanların içinde bir öküz hayaleti dolaşıyor…

imagesCA92PLWP

MEDYA HABER AJANSI-kutsal öküzümüz cemaat liderimiz öküz hocaefendinin ruhu insanlığın içine oturmaya devam ediyor. şüphesiz ki insan sürülerinin kurtuluşu öküz hocaefendimize tapanların elindedir…

mal bokundaki mucize: BOMBA

BOK

BİLİM VE TEKNOLOJİ-Dünyanın bütün ülkelerinde sırtlan sürülerinin kullandığı gaz bombası ve biber gazı gibi “sürü imha silahları”nın karşısında öküz sürülerinin çaresizliğine çözüm bulmak bilim hayvanlarının ilgi ve merak konusu olmuştur. Serengeti Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu Başkanı prof.dr.s.toynakoğlu, konuyla ilgili gazetemize şu açıklamaları yaptı ” efendim biliyorsunuz bizim bokumuzda yani “mal boku”n da yüksek oranda amonyum nitrat bulunur. laboratuvar deneylerimizde niktik asitle bileşiğe soktuğumuz bokumuzda deyim yerindeyse boncuk bulduk. neredeyse dünyayı yok edebilecek kadar güçlü bir “organik bomba” üretebiliriz.” gerek sırtlan gerekse aslan sürülerine karşı “kara mayını” yada direk bomba olarak kullanılması düşünülen “bok bombası” ucuz maliyeti -ki her sürü her gün tonlarca sıçar malumunuz- ve etki düzeyinin yüksekliği ile sürülerimizin kurtuluşu için geleceğe umutla bakmamızı sağlayabilir. içinizden bazı hayvanoğlu hayvanlar silahlanmaya karşıyız diyebilir, silahsızlanalım da diyebilir. o zaman şu soruyu soralım bizim doğuştan silahımız boynuzumuz bu sırtlan sürülerinin robocoplarına biber gazlarına karşı nasıl etkili olacak? savunma amacıyla kullanacağımız boklarımızın bizi katil yada faşist yapacağını düşünmek en hafifinden “pasifizm”dir. hiç bir öküz sürüsü bu pasifist savaş karşıtlarını sürülerinde barındırmasın. ortak düşmana karşı ortak mücadele için sürü saflarını sıklaştıralım. daha çok ot yiyip daha çok sıçalım boklarımızı toplayıp SBTA kurumuna bırakalım. serengeti haber ajansı (SHA)

datü öğrencilerine bilinmeyen ülkeden destek geldi…

cvafrica

DIŞ HABERLER SERVİSİ– Doğu Afrika Teknik Üniversitesi -DATÜ- öğrencilerinin başsırtlan ve şükelasına karşı başlatmış olduğu “isyan” dalgasına CAPE VERDE’nin başkentinde bulunan Praia Teknik Üniversitesi senatosu, bilim hayvanları, ve genç sığırlarından destek geldi. DATÜ isyanını en devrimci duygularla selamlayan açıklamada özetle şöyle denildi “afrikanın yada dünyanın neresinde olursanız orada bir sırtlan sürüsü mutlaka vardır. öküz cemmatlerinin ve sığır sürülerinin ortak düşmanı bu beynelminel tehlikeyle mücadele esastır. biz sığır sürüleri boynuzlarımızı cilaladık, toynaklarımızı sivrilttik ortak düşmana karşı cephede yanınızda olmaya hazır ve nazırız”…dünyadan DATÜ’ye desteğin çoğalarak süreceğini tahmin ediyoruz ve sırtlan sürülerinin soyunun tükeneceğini umuyoruz. Serengeti Haber Servisi (SHA)

katil yaban televizyonunu durdurun…

Logo

BOZKIR HABERLERİ-Siz insan sürüleri çelişkiler yumağı şeklinde kurduğunuz toplumsal düzeninizde mutlu mesut afedersin koyun gibi yaşayabilirsiniz. ama dünya sizin etrafınızda dönmüyor ve evrenin merkezinde siz insanlar yoksunuz. ekosisteme bakınız ne demek istediğimizi anlarsınız. YABAN TV adında bir insan kanalı var. bu kanalın amacı doğada avcılık adı altında katliam soykırım gerçekleştirmek ve bu katliamları çektikleri kameralardan tvlerinde siz insan sürülerine izletmek. bir tane de insan evladı çıkıp da demiyor ki bu yaban tvye “kardeşim hem doğa diyorsunuz trekking orman nehir diyorsunuz hem de gidip tavşanı kuşu geyiği öldürüp bacaklarından kameralara sallandırıyorsunuz” madem siz demiyorsunuz bir dolu hayvani konuya değindiğimiz gibi öküz cemmatimiz bu ahlaksızlara da dersini versin. buradan YABAN TV kanalı ve sahiplerine son uyarımızdır. televizyondan şapka yelek ceket çizme satacağım diye doğal yaşam alanlarımıza gelip “doğa seviciliği” yapmayınız. katil sürülerinizi temiz doğamızdan çekiniz. gidin siz de diğer insanlar gibi birbirinizi öldürün, ülke işgal edin,sefere çıkın kardeşim. ne istiyorsunuz geyikten, ördekten sığırdan. sürülerimizi zorla silahlandıracaksınız. and olsun ki öküz cemaati silahlanırsa dünya harbi çıkar. pek çok insan kanı dökülür. insanlar aç susuz sefil olur. ister misiniz uygarlığınızın sonu gelsin kıyamet kopsun? istemiyorsanız durdurun şu YABAN TV üçkağıtçılarını…SERENGETİ HABER AJANSI (SHA)

muhteşem öküz cemaati belgeselleri üzerine…

muhtesem-yuzyil-izle

BOZKIR HABER SERVİSİ– Serengeti bozkırlarına gelip yaz kış gece gündüz demeden belgesel film ve dizi çeken ve biz sürü hayvanlarında özel hayat diye bir şey bırakmayan belgeselci tayfasında (stv-kanalA vb.) son zamanlarda anlamlandıramadığımız garip davranışlar görüyoruz sürü halinde. serengeti öküzleri hakkında sayısız tarihi belgesel çeken bu yapımcılar, sürüdeki ineklerin müstehcen olduklarını iddia ediyorlar. efendim ineklerin memeleri görünüyormuş ayıp oluyormuş bu belgeselleri mutahasıp insan sürüleri çoluklu çocuklu izliyormuş, başsırtlandan fırça yiyorlarmış,tvkanalları tazminat ödemek zorunda kalıyorlarmış bla bla şikayet alıyorlarmış. şimdi bu sabah akşam bizde ne cinsel hayat ne de özel hayat bırakmayan belgeselcilere iki çift lafımız var. biz öküz sürüleri hayvanlık tarihi boyunca anaerkil bir sürü modelinden geliyoruz ve bizde ineklerimizin memelerini örtmesi yada sütyen gibi saçma eşyaları takmaları geleneklerimizde yoktur. beğenmiyorsanız gidin başka hayvan sürülerini çekin kardeşim. afrikanın batı yakasında şeriat gibi hayvanlık dışı rejimlerle yönetilen ülkelerdeki inekler çarşaflara bürünmüş, burkalarla dolaşıyor. bizi serengeti bozkırlarında rahat bırakın, bizim atalarımız sizinkiler gibi at tepesinde dolaşmadı ordan oraya. national pornografic belgesel kanalı yapımcıları gelip kamera önünde sürü halinde çiftleşin, ineklerinizin memelerine yapışın, sabah akşam sevişin gibi taleplerde bulunurken muhafazakarlığınız aklınıza gelmiyor maalesef. onları da siz insan sürüleri izliyor. buna itiraz etmiyorsunuz nitekim. biz cemaat olarak siz insan sürülerinin reytingleri için toplumsal düzenimizi, geleneklerimizi bozamayız.artık bizden bu deli saçması taleplerde bulunmayın rica ediyoruz ve uyarıyoruz bizler boynuzlu hayvanlarız. Serengeti Haber Ajansı(SHA)

roboski katliamı “hayvan”ların işi degildir…

roboski katliamı

DIS HABERLER SERVİSİ-Roboskı katlıamının hayvan surulerı tarafından yapıldıgına daır sosyal medyada ve kamuoyunda tartısılmasına Serengetı Okuz Cemaatı Lıderı sayın Kutsal Okuz Hocaefendıden surusu adına ıtıraz geldı. elimize guvercın hayvanı kanalıyla ulasan asagıdakı metnı kamuoyunun dıkkatıne sunuyoruz.
“28 aralık 2012 tarihinde sırnak’ın uludere ilcesinde cogunlugu 18 yas altı cocuklardan olusan 34 sıvıl kürdün bombalalarla oldurulmesının 2 gun sonra yıl donumu. öküz cemaati olarak sivil insanlara karsı dunyanın neresınde yapılırsa yapılsın bu tur katlıamlara karsı oldugumuzun bılınmesını ıstıyoruz. katliam ve soykırım soz konusu oldugunda biz sıgır surulerının bınlerce yıldır karsılastıgı bu hayvanlık dısı muameleye karsı olmamamız zaten beklenemez.ancak olayın yıldonumunde bır takım sosyal medyada sorumluluların bulunması ıcın gosterılen cabanın da bızce kırlendıgını dusunuyoruz. sayın tarım ve hayvancılık bakanı m.ekere “katliamı hangi hayvan yaptı acıklayın” tarzı elestırıler yapılmaktadır.ancak bu elestırıler ve sorgulamalar yapılırken okuz cemaatını rencıde edecek,hayvanları katliamcı soykırımcı gıbı gosterme nıyetını goruyoruz.bizim sıgır surulerını, okuz cemaatlerını okyanus otesı cemaatlerle karıstırma gıbı tehlıkelı sonuclara goturecek bu tarz acıklamaları suru olarak kabul edılemez buluyoruz ve kınıyoruz. ınsan turunun katil katliamcı silahlanma yanlısı mılıtarıst ıntıkamcı vahsi fasıst yuzunun bız hayvan cemaatlerıne baglanmasını sıddetle kınıyoruz. evet roboskıyı unutanı bız de unutalım her turlu katliamcı politikanın ve ıktıdarların karsısına beraber dıkılelım ısyan edelım.ama bu kadar da ısın kolayına kacarak katlıamcıları hayvan kategorısıne koymayalım.bız okuz cemaati gayet hayvani duygularla dusunen ve eyleyen bır orgut ve suruyuz ve her turlu soykırıma karsıyız.” SERENGETİ HABER AJANSI (SHA)

gizli düşman “sığır sineği”

674px-IC_Tabanidae

sağlık köşesi-tabanus bovinus latince adıyla bilinen biz sığır sürüleri için gerçek bir başbelası olan bu illet, şirret, aşağılık kanatlı hayvanı tüm sürü tanısın bilsin istedik. bu hayvanoğlu hayvan, özellikle yaz aylarında sürüye dadandı mı ineğe öküze gün yüzü göstermez bi rahat nefes aldırmaz, geviş getirtmez, otlatmaz hayattan bıktırır inanın ki. yumurtalarını derimizin altına bırakarak son derece iğrenç işler peşinde uçan bu pislik sinek, her yere konar bir at şeyine konmaz. hadi at şeyine konsa bi derece biz rahata kavuşuruz, nefes alırız. ama gelin görün ki bu pisliğin bütün derdi bizim sürüyledir. burnunun dibindeki aslanın kıçına konmak paçası yemediğinden midir bilinmez, gelir bizim burnumuza götümüze afedersin taşağımıza konar, ısırır, asil kanımızı emer sömürür durur.koca sürüyü bu illet hayvandan uzak tutmak için sallanan onca kuyruk, rüzgarda savrulan onca boynuz darbesi boşadır. o gelir yine ne yapar eder götümüze girmeyi becerir. sürü olarak uzaklaştırıcı tabletti, raiddi ddteydi kullanmadığımız haşere kovucu denemediğimiz ilaç kalmadı. bu soyu tükenesice pislik sineği götümüzün dibinden uzaklaştıramadık. allah vere ki serengetide havalar biraz soğudu bu iğrenç sineklerden bir süre kurtulmuşa benziyoruz. serengeti haber ajansı (SHA)

geviş getirmek ömrü uzatıyor…

GEVI-1~1

Magazin Servisi-Geviş getirmek otobur bir dolu hayvanın ortak özelliğidir. peki geviş getirmenin ömrü uzattığını biliyor muydunuz? Serengeti Yıldızı Üniversitesi öğretim üyesi prof.dr.sarıbaş saraç, klinik deneylerde ve genç yaşlı bir çok sürü üyesi üzerinde yaptıkları “sindirim ve gevişlemek” araştırmalarının sonuçlarını aynı adla bir kitapta topladı. prof. saraç kitabında özetle “Geviş getiren öküz sürüleri , otlakta otu ön dişleriyle kesip ağızlarına alırlar ve çiğnemeden hızla yutarlar.çünkü her an bir aslana yada sırtlana yem olma olasılığı mevcuttur.bu yüzden çiğnemeden yutmak esastır. Dört bölümden oluşan işkembelerimizdeki besinler işkembenin bir bölümü olan ve içinde bakteriler bulunan bölüme gider. Orada birkaç saat kalıp çalkalanarak lapa şekline getirilir. Sonunda öküz lapayı tekrar ağzına getirir ve arka dişleriyle iyice ezerek çiğner. Geviş getirme denilen bu olay, öküz yada inek otlaktan ayrılıp güvenli bir yerde dinlenirken de olabilir. Böylece lapa ikinci kez çiğnenip midenin diğer bölümüne gider.”diyor. gevişlemek daha kaliteli mal bokuna ve kolay sindirime yol açtığı için eğer bozkırda herhangi bir aslanın timsahın sırtlanın saldırısına uğramadan yaşamayı becerebilirsek ömrümüzü uzatabilir.ha bu son derece bilimsel bilgi dört tarafı düşmanlarla çevrili serengeti bozkırı öküz sürüleri için ne kadar önemli ve gereklidir diye soracak olursanız açıkçası biz de bu araştırmadan kıllanmadık değil, zaten prof.saraç organik beslenme ayağına bildiğimiz otu burnumuza dayamak ve saman tv gibi kanallara çıkıp yonca reklamı yapmakla öteden beri eleştirilir dururdu. artık karar bilim çevrelerinin. eceliyle ölen öküzü biz bizim sürülerde göremedik. uzun yaşamak ve eceliyle ölmek hayali kuran ineklere de bu hayallerden vazgeçip kaderlerine razı olmayı tavsiye ediyoruz. Serengeti haber ajansı (SHA)

serengetili bilim öküzleri ve inekleri ayaklandı…

sirtlan-belgeseli-video

BOZKIR HABER SERVİSİ-Önceki haftalarda Doğu Afrika Teknik Üniversitesi (DATÜ) yerleşkesine, sebepsiz yere, gece gece ve hatta durup dururken, gaz bombalı panzerli tomalı coplu yaklaşık 4000 kişilik çakal ve sırtlanlardan mütevellit olduğu tespit edilen hain saldırının kıta çapında etkileri ve sürü öğrencilerine yapılan bu saldırıya tepkiler sürüyor. bir genç dananın başına aldığı darbeyle hastaneye kaldırılması ve onlarca öküzün gözaltına alınmasına neden olan DATÜ saldırısına serengeti bozkırlarının özgür bilim hayvanlarından oluşan Serengeti Teknik Üniversitesi, Mimar Öküz Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Serengeti Yıldızı Teknik Üniversitesi üyesi bir sürü akademisyen öküz ve inek ortak basın açıklaması yaptı. Ortak metinde özetle “çakal ve sırtlanların gece pusuları ve puslu hava seviciliği artık genç danalarımız için hayati tehlike oluşturmakta bu hain ve çirkin saldırılar gün geçtikçe artmaktadır. biz bir sürü özgür akademisyen öküz ve inekler olarak genç dana ve düvelerimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiriz” dendi. DATÜ yerleşkesi içinde bulunan serengeti bilimsel araştırmalar kurumunun penceresinden yıldız kayması seyredeceklerini iddaa eden ve saldırılarla bir ilgilerinin olmadığını söyleyen sırtlan sürüsü inandırıcı bulunmadı. serengeti bozkırlarının her yerinden yıldız kaymalarının izlenebildiğini aktaran uzaybilimci öküzler bu tür faşist saldırılar için daha yaratıcı kılıf hazırlamaları gerekir bu it sürülerinin dediler. Başsırtlanın DATÜ rektörülüğü hakkındaki açıklamaları ve suçlayıcı dili de eleştiri konusu olmaya devam ediyor. (serengeti haber ajansı SHA)

Angelina Holstein Serengeti Bozkırlarında…

210-06222%20three%20quarter%20rear%20Lou%20Reta

SERENGETİ DIŞ HABERLER– Ünlü Amerikalı film yıldızı Angelina Holstein, Birleşmiş İnekler “buzağı koruma ve emzirme” etkinliklerini yerinde gözlemlemek ve buzağı emzirmek için Serengeti Milli Parkımızdaki sığır sürüsünü ziyaret etti. güzelliği ve memeleri ile göz dolduran Holstein’a ilgi yoğundu. bozkırda bulunan neredeyse bütün belgeselci kameraları üzerine çevrilen ünlü sanatçı kendisine sorulan sorulara kucağına aldığı yavru ineklerle samimi cevaplar verdi. “birleşmiş inekler”in dünya çapında önemli bir örgüt olduğuna dikkat çeken Holstein, açlık, savaş ve soykırım tehditleriyle karşı karşıya olan serengeti sığır sürülerine yardım ellerinin hep uzanacağını hatta sürüden seçtiği bir kaç buzağıyı evlerinin bahçesine götürmek için kamyonetin kasasına yüklettiğini ifade etti. kameralar karşısında buzağı emzirmekten hiç çekinmeyen güzel elçi, öküz sürüsüne de “unutulmaz” dakikalar yaşattı. önümüzdeki yıl sarışın öküz kocası bred hint ile yeni bir film projesi için tekrar afrikaya geleceğini ve mutlaka serengeti sığır sürüsünü ziyaret edeceğini belirten Holstein kendisini bekleyen öküz arabasına binip bozkırdan ayrıldı…(National Pornographic Chanel)

kutsal topraklar için “boynuz seferleri” şart…

2448

4000 yıllık tarihi olan medeniyetler ve mübarek insan cenneti olan Hindistan…halkının %25i vejeteryan olan bu topraklar kutsal olmayacak da neresi olacak? kudüs mü Mekke mi? vejeteryanlık ahlaklı yaşamanın en güzel yoludur siz insan sürüleri için ve et yemek “barbarlık” ve “katliam”la özdeştir. “domuz eti haramdır” klişelerinden kurtulup komple et yemek günahtır kategorisine evrim geçiren insan türü c.darwin‘in en birinci evrim geçirmiş ve hatta evrimini tamamlamış insanı olacaktır. biz serengeti sığır sürüleri için adete cennet bahçesi, dört yapraklı yonca cenneti anlamını taşıyan kutsal topraklarımız, içinde hain timsahların olmadığı pür-u pak ganj nehriyle, kutsal öküz Govinda‘nın memleketi, işte bizim “ütopya”mız…insan sürüsü kutsallığı adına her türlü katliamı tarihi boyunca gerçekleştirmiştir. örneğin kudüsü ele geçireceğim ayağına toplanan haçlı salakları yüzyıllar boyunca kan dökmüş, barbarlıklarını kanıtlarcasına “hayvanlık dışı” muamelelerle diğer insan türlerine kan kusturmuştur. keza Mekke-medine kutsallıkları da yine “kendi kutsalından olmayan”ı öldürmekte, süründürmekte bir sakınca görmemiştir. bugün bizim kutsal topraklarımız anglo-sakson insan türünün işgali altındadır. “dünyanın bütün öküzleri birleşin” derken kutsal öküzümüz bu birlik ve mücadeleyi, bu kutsal kurtuluş savaşını hedeflememiz gerektiğini işaret etmiştir. serengetinin sırtlan sürülerinden daha sırtlan çok daha yaban çakalı kat be kat vahşisi olan anglo-saksonları aşağı ve yukarı saksonyaya yani asıl ait oldukları yere göndermek biz sığır sürülerinin en birinci hedefi olmalıdır. seçilmiş halk olan hindu halkını rencide etmeden onları bu İngiliz mandası idaresinden ve mandalarından kurtarmak ortak vazifemizdir. etimizden sütümüzden yararlana yararlana tüketim toplumu çılgınına dönmüş insan srülerini “kutsal topraklarımız”dan çıkartmalıyız. aksi halde serengetiyi de işgal eden “belgeselci” sürüsünün elinde madara olmamız, tarihin çöplüğünde yok olmamız içten bile değildir. safları sıklaştırmanın ve “boynuz seferleri” düzenlemenin tam zamanıdır. Allahın hristiyanının haçlısı varsa bizim de boynuzlarımız var. bizleri kurtaracak olan kendi boynuzlarımızdır. her sığır sahip olduğu “boynuz özgücü”nün farkında olmalıdır onu bilince taşımalıdır. bu “boyunduruk” altında daha kaç yüzyıl yaşayacağız? bizim değerlerimize saygısı olmayan insan sürülerinin katli vaciptir. onları boynuzlamak, tekmelemek, süsmek, ezmek “boynuzumuzun borcu”dur…

“kurban” bayram değil soykırımdır…

kurban

değerli insan sürüleri;
tamam arkaik bir dönemde İbrahim adında bir insan evladı ismaili kesip yerken onun yerine gökten bir koç inmiş falan filan. anladık bu mitolojik hikayeyi hepiniz yediniz yuttunuz maşallah. yıl olmuş ikibin bilmem kaç siz hala ibrahimi ismaili anmak adına sürüye dalıp kapıp götürdüğünüz soydaşlarımızı kesip kesip mangal ve kavurma partisi veriyorsunuz. toplumsal barışı zedeleyen bu soykırım faaliyetinize aranızdan bazıları çıkıp “sözde soykırım” diye tanımlamaya kalkabilir. sizin sözde diye tanımladığınız “kan dökme faaliyeti”nde döktüğünüz kan bizim asil kanımızdır. bir gün gelecek insan soyu bu döktüğü kanda boğulacaktır. yol yakınken dönün ve bu “kurban” katliamına bir son verin. tarihte hiç bir insan yada hayvan sürüsü yoktur ki birilerinin kanını dökerek mutlu olsun. üstelik o kadar kutsallık atfettiğiniz kan dökme faaliyetiniz mangal başındaki pijamalı erkeklerinizin pazar keyfine dönüşmektedir. bu size son uyarımızdır. bundan böyle yok efendim ben duymadım ben bilemedim gibi bahanelerle karşımıza çıkmayın boynuzlarımızın gazabından sizleri hiç bir patriotunuz kurtaramaz.

kahrolsun monarşik aslan rejimleri

aslan_196255
t.kuhn “The Structure of Scientific Revolutions” kitabında paradigma kavramını 50 küsür ayrı tanımıyla sunar. komüncü öküzler olarak bizim de en birinci gelen toplumsal vazifemiz paradigma iflas ettirmektir. “ormanlar kralı aslan” paradigması geçersiz ve yalan yanlış bir tanımdır. aslan hayvanı sürümüzün ortak düşmanıdır ve yaşam alanı savanlar yani bozkırlardır. hiç bir aslan sürüsü ormanda yaşamaz. ormanda yaşayan kaplan hayvanıdır. bu kalleş hayvan türü olan aslanların kral olduğu da ormanda yaşadığı da koca bir yalandır. aslanın cinsel hayatına bakınız ortalama 3 saniye süren bir cinsel birleşmesi vardır. bu mudur kral? erken boşalan ve sürüdeki eşlerini memnun edemeyen bir “orman kralı”nın ne karizmasi ne itibarı olabilir. ayrıca monarjik rejimler diktatör yaratır ve diktatörlerle yönetilen sürüler mutlu olamaz. aslolan sürünün tamamının söz-yetki-karara sahip olmasıdır. insan sürülerine tavsiyemiz her söylenene inanamamalarıdır. en azından sürümüzdeki bilgili bir öküze danışmalarını öneriyoruz.